<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Son Havadis - Sağlık</title>
        <description>Son Havadis üzerinden gündeme dair Son Dakika gündeme dair özel haber ve haberler için takip edin. Türkiye ve ekonomi alanında en son haberler.</description>
        <link>https://sonhavadis.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 17:14:29 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Yusuf Güney&#039;in Tutuklanmasına Neden Olan Ayahuasca Çayı Nedir?</title>
                                    <description>Şarkıcı Yusuf Güney’in tutuklanma kararının ardından Ayahuasca çayı merak konusu oldu. Peki, bu çayı yasak kılan DMT maddesi nedir ve sağlığa etkileri nelerdir?</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Şarkıcı Yusuf Güney’in dijital bir platformda yaptığı açıklamalar sonrası tutuklanarak cezaevine gönderilmesi, gözlerin yeniden Ayahuasca çayına çevrilmesine neden oldu. Emniyet ve yargı birimlerinin üzerinde durduğu temel nokta, bu çayın içeriğinde bulunan ve Türkiye’de uyuşturucu madde sınıfında yer alan <b>DMT (dimetiltriptamin)</b> maddesidir.</p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Yusuf Güney'in Tutuklanmasına Neden Olan Ayahuasca Çayı Nedir?" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="800" src="https://www.sonhavadis.com/images/uploads/2026/04/ayahuasca-tea-69d904b872cf0.webp" width="1200" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Ayahuasca Çayı Nedir</figcaption>
</figure>

<h2>Ayahuasca Çayı Nedir Ve Neden Yasaklı Maddeler Listesinde</h2>

<p>Ayahuasca, Güney Amerika’nın Amazon ormanlarında yetişen bitkilerin karışımıyla elde edilen, halüsinojen etkileri çok yüksek bir içecektir. Çayın asıl etkisi, insan beynindeki algı sistemini kökten değiştiren DMT maddesinden kaynaklanmaktadır. Türkiye’de ve pek çok Avrupa ülkesinde bu maddenin üretimi, bulundurulması ve kullanıma özendirilmesi ağır hapis cezaları ile sonuçlanan hukuki yaptırımlara tabidir.</p>

<p><strong>İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR: </strong></p>

<h3>Ayahuasca İçeriğinde Neler Var Ve Tehlikeleri Nelerdir</h3>

<p>Geleneksel olarak Amazon yerlileri tarafından ritüellerde kullanılan bu karışım, aslında iki farklı bitkinin birleşimidir. Ancak bu birleşim, tıbbi denetim olmadan tüketildiğinde vücutta şiddetli yan etkilere yol açar. En yaygın riskler arasında kalp ritmi bozukluğu, kontrol edilemeyen panik ataklar ve kalıcı psikolojik hasarlar yer almaktadır. Bilim dünyası, bu tür psikoaktif maddelerin bilinçsizce "şifa" adı altında pazarlanmasının toplum sağlığı için büyük bir tehdit oluşturduğuna dikkat çekmektedir.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/04/yusuf-guneyin-tutuklanmasina-neden-olan-ayahuasca-cayi-nedir_69d9048bd2bbe.jpg</image>
                                <category>Sağlık,Magazin</category>
                <author>Editör Yazı işleri</author>
                <link>https://sonhavadis.com/yusuf-guneyin-tutuklanmasina-neden-olan-ayahuasca-cayi-nedir/122391</link>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:02:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Denizli&#039;de 500 yataklı Acil Durum Hastanesi hizmete girdi</title>
                                    <description>Denizli&#039;nin Merkezefendi ilçesinde yapımı tamamlanan Acil Durum Hastanesi hizmet vermeye başladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Denizli'nin Merkezefendi ilçesinde yapımı tamamlanan Acil Durum Hastanesi hizmet vermeye başladı.</p><p>Karahasanlı Mahallesi'nde yaklaşık 47 bin metrekare kapalı alana sahip hastane, 3 katlı 7 bloktan oluşuyor. Tesiste ayrıca 391 araç kapasiteli otopark bulunuyor.</p><p>Toplam 500 yatak kapasitesine sahip hastanede 104 yoğun bakım yatağı yer alıyor. Sağlık kompleksinde 106 poliklinik, 14 ameliyathane ve 2 anjiyografi ünitesinin yanı sıra MR, 2 bilgisayarlı tomografi (BT), mamografi, 5 röntgen, 8 ultrasonografi (USG), kemik dansitometri ve ERCP ünitesi gibi ileri teknoloji tıbbi cihazlarla hizmet verilecek.</p><p>Modern yapısı ve teknolojik altyapısıyla dikkati çeken hastanede ameliyathaneler, geniş poliklinik alanları ve servis odaları hasta ve yakınlarının konforu göz önünde bulundurularak tasarlandı.</p><p>Kentte sağlık hizmetlerinin niteliğini ve erişilebilirliğini artırması beklenen hastaneye, Denizli Devlet Hastanesinin tüm birimleri taşınacak ve hizmetler bu binada sürdürülecek.</p><p>Hastanede dün itibarıyla cildiye, fizik tedavi ve rehabilitasyon ile ağrı anestezi poliklinikleri hizmet vermeye başladı. Aynı zamanda laboratuvar, dijital röntgen, ultrasonografi ve BT hizmetleri de devreye alındı.</p><p>Açılışın ilk gününde 111 personelle hizmet sunulan hastanede, 255 kişiye poliklinik hizmeti verilirken, 16 kişiye laboratuvar tetkiki, 39 kişiye ise görüntüleme işlemi yapıldı.</p><p>Hastanenin taşınma süreci plan dahilinde devam ederken, 13 Nisan Pazartesi günü itibarıyla romatoloji polikliniklerinin de yeni binaya taşınması planlanıyor.</p><p>İl Sağlık Müdürü Berna Öztürk gazetecilere, hastanenin hayırlı olmasını temenni etti.</p><p>Hastanenin modern yapısıyla acil hizmeti çok iyi şekilde sunacağına inandığını aktaran Öztürk, şunları kaydetti:</p><p>"Taşınma sürecinin yaklaşık 3-4 ay gibi bir zamanda bitmesini hedefliyoruz. Bizim için burada önemli olan taşınma gerçekleşirken hastalarımızın güvenliğidir. Onları en güvenli şekilde, mümkün oldukça hasta taşımadan, yeni yataklar boşaldıkça yeni hastaları buraya yatırarak, yenilerini oraya kabul etmeyerek hastaneyi peyderpey boşaltarak taşınmayı gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Buradan sonra bütün enerjimizi şehir hastanemizin bitmesine adayacağız. İnşallah en kısa sürede onu da tamamlamış oluruz. İnşaat bütün hızıyla devam ediyor. Bundan sonra hızla yükseldiğini hep birlikte göreceğiz, Denizli o 1000 yatak yapıldığında 10 bin kişiye düşen yatak sayısıyla Türkiye ortalamasının üzerinde yerini alacak."</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/04/denizlide-500-yatakli-acil-durum-hastanesi-hizmete-girdi.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Anadolu Ajansı</author>
                <link>https://sonhavadis.com/denizlide-500-yatakli-acil-durum-hastanesi-hizmete-girdi/122283</link>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 14:05:19 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Robotik cerrahiyle hassas ve hızlı tedavi sağlanıyor</title>
                                    <description>Lokman Hekim Sağlık Grubu Akay Hastanesi Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Akkurt, robotik cerrahinin minimal invaziv yöntemler arasında en gelişmiş teknolojilerden biri olduğunu, hastalara daha konforlu ve hızlı bir iyileşme süreci sunduğunu belirtti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Lokman Hekim Sağlık Grubu Akay Hastanesi Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Akkurt, robotik cerrahinin minimal invaziv yöntemler arasında en gelişmiş teknolojilerden biri olduğunu, hastalara daha konforlu ve hızlı bir iyileşme süreci sunduğunu belirtti.</p>

<p>Gruptan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Akkurt, robotik cerrahinin ameliyatlarda hassasiyeti ve kontrolü artırmak amacıyla ileri teknolojiye sahip cihazlarla gerçekleştirildiğini aktardı.</p>

<p>Akkurt, yöntem sayesinde operasyonların klasik açık cerrahiye kıyasla daha küçük kesilerle yapılabildiğini kaydederek, "Cerrah, robotik sistemin konsolu üzerinden ameliyat bölgesini üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü olarak görüntüleyebiliyor. Bu da operasyonun doğruluğunu ve güvenliğini artırıyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Robotik cerrahide kullanılan özel enstrümanların insan el bileğinden daha fazla hareket kabiliyetine sahip olduğuna ve bu durumun özellikle hassas bölgelerde yapılan cerrahilerde önemli avantaj sağladığına değinen Akkurt, şunları kaydetti:</p>

<p>"Robotik cerrahi, minimal invaziv yöntemler arasında en gelişmiş teknolojilerden biri. Öne çıkan avantajları arasında daha kısa hastanede kalış süresi ve hızlı iyileşme, daha küçük cerrahi kesiler ve az iz, el titremesinin ortadan kaldırılmasıyla yüksek hassasiyet, daha düşük enfeksiyon riski ve cerrah açısından daha ergonomik ve konforlu çalışma imkanı yer alıyor. Robotik cerrahi, günümüzde birçok cerrahi alanda yaygın olarak kullanılmaya başlandı. Teknolojinin gelişmesiyle bu yöntemin daha geniş hasta gruplarına ulaşmasını bekliyoruz."</p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/04/robotik-cerrahiyle-hassas-ve-hizli-tedavi-saglaniyor.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Anadolu Ajansı</author>
                <link>https://sonhavadis.com/robotik-cerrahiyle-hassas-ve-hizli-tedavi-saglaniyor/122262</link>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:20:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kocaeli Üniversitesi Hastanesi&#039;nde çocuk yoğun bakım ünitesi açıldı</title>
                                    <description>Kocaeli Üniversitesi&#039;nde hayırseverlerin katkılarıyla yaptırılan çocuk yoğun bakım ünitesi açıldı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Üniversitesi'nde hayırseverlerin katkılarıyla yaptırılan çocuk yoğun bakım ünitesi açıldı.</p><p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 5. Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, açılış töreninde yaptığı konuşmada, iş insanı Vefa İbrahim Aracı'nın güzel bir üniteyi ülkeye kazandırdığını belirterek, özel sektörün vergilerin dışında, vefa duygusuyla ülkeye kazandırdıkları böylesine eserlerin bu topraklara sahip çıkma duygusunun önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.</p><p>Dünya düzeninin adaleti sağlayamadığı bir dönemde, toplumların kendi öz değerlerine ve insani bağlarına sarılmasının en büyük umut yolu olduğunu dile getiren Tatar, Aracı ailesine teşekkür etti.</p><p>Kocaeli Valisi İlhami Aktaş ise 2 yıllık görev süresi içinde Aracı ailesi ile dördüncü açılış programını gerçekleştirdiklerine değinerek, eğitim ve sağlığa katkılarından dolayı aileye teşekkür etti.</p><p>Açılışını yaptıkları ünitenin şifa bekleyen çocukların tedaviye daha rahat ulaşması noktasında önemli katkı sunacağını belirten Aktaş, "Aracı ailesinin yaptığı bu destek ve üniversiteye yaptığı diğer destekler de gerçekten takdire şayan ve umuyorum devam edecek." dedi.</p><p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın da kamu özel sektör uyumunun başarılı bir örneğini gördüklerini kaydetti.</p><p>Kocaeli'de kazanıp Kocaeli'ye değer katmaya çalışan iş insanlarının şehir için ayrı bir anlamı olduğunu söyleyen Büyükakın, "Biz bunun farkındayız ve onları diğerlerinden ayrı tutuyoruz. Bunu da özellikle ifade ediyorum." ifadelerini kullandı.</p><p>Büyükakın, şehre katkıları için Aracı ailesine teşekkür etti.</p><p>Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk de gücü yeten herkese üniversiteye katkı sağlama çağrısında bulunarak, bağışçılar aracılığıyla aldıkları cihazların hayat kurtarabildiğini ifade etti.</p><p>Koruma Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, aile olarak doğdukları ve yaşadıkları Kocaeli’ye karşı sorumluluk hissettiklerini ve şehre değer katmaya devam edeceklerini söyledi.</p><p>Konuşmaların ardından açılış kurdelesini kesen protokol üyeleri, yoğun bakım ünitesini gezdi.</p><p>Programa, Deniz Eğitim-Öğretim ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Selçuk Akarı, İl Emniyet Müdürü Faruk Karaduman, İl Jandarma Komutanı Murat Bozkurt, Kocaeli Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Görkem Aksu, Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan Vekili Adil Pelister, akademisyenler ve Aracı ailesi üyeleri katıldı.</p><p>Kocaeli Üniversitesi Hastanesi’ne kazandırılan Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi'nin inşaat sürecinden tam donanımlı hale getirilmesine ve tıbbi cihazlarla donatılmasına kadar tüm aşamalar Aracı Ailesi'nin katkılarıyla gerçekleştirildi.</p><p>İleri düzey yoğun bakım standartlarına uygun şekilde hayata geçirilen 7 yataklı ünite, çocuk hastalar için güvenli ve kapsamlı tedavi süreci sunacak.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/04/kocaeli-universitesi-hastanesinde-cocuk-yogun-bakim-unitesi-acildi.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Anadolu Ajansı</author>
                <link>https://sonhavadis.com/kocaeli-universitesi-hastanesinde-cocuk-yogun-bakim-unitesi-acildi/122155</link>
                <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 15:55:16 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Çanakkale’de rahatsızlanan bebek, ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi</title>
                                    <description>Çanakkale’de hastalanan 54 günlük bebek, ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale’de hastalanan 54 günlük bebek, ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi.</p><p>İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Mehmet Akif Ersoy Çanakkale Devlet Hastanesi'nde yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gören 54 günlük kız bebeğin, yapılan tedavilerinin ardından ileri tetkik ve tedavi amacıyla Ankara’ya sevk edilmesine karar verildi. </p><p>Bebek bunun üzerine, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinesinde, Sağlık Bakanlığının ambulans uçağıyla gerekli tedbirler alınarak, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevk edildi.</p><p>Bebeğin tedavisinin burada devam edeceği öğrenildi.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/04/canakkalede-rahatsizlanan-bebek-ambulans-ucakla-ankaraya-sevk-edildi.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Anadolu Ajansı</author>
                <link>https://sonhavadis.com/canakkalede-rahatsizlanan-bebek-ambulans-ucakla-ankaraya-sevk-edildi/121990</link>
                <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 01:10:13 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Bakanı Memişoğlu, Antalya&#039;da &quot;15. OHSAD Kurultayı&quot;nda konuştu:</title>
                                    <description>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, &quot;Sunduğumuz sağlık hizmeti içerisinde özel sektörün oranı yüzde 18, hedefimiz bu oranı yüzde 25-30 bandına çıkartmaktır.&quot; dedi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sunduğumuz sağlık hizmeti içerisinde özel sektörün oranı yüzde 18, hedefimiz bu oranı yüzde 25-30 bandına çıkartmaktır." dedi.</p>

<p>Memişoğlu, Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) tarafından Antalya'nın Belek Turizm Merkezi'nde bu yıl "Sağlıkta Ortak Gelecek " temasıyla 15'incisi düzenlenen "OHSAD Kurultayı-Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları"nda yaptığı konuşmada, tek amaçlarının her zaman hizmet olduğunu söyledi.</p>

<p>Özel sağlık kuruluşlarını sağlık sisteminin ayrılmaz ve tamamlayıcı parçası olarak gördüklerini belirten Memişoğlu, tedavinin yanında koruyucu hekimliği önceleyen kültüre geçişi birlikte başarabileceklerini kaydetti.</p>

<p>Geçen yılki OHSAD buluşmasında "Özel sektörün yüzde 80’i sadece 10 şehirde toplanmış, bu iyi bir planlama mıdır?" diye sorduğunu hatırlatan Memişoğlu, "Sunduğumuz sağlık hizmeti içerisinde özel sektörün oranı yüzde 18, hedefimiz bu oranı yüzde 25-30 bandına çıkartmaktır. Ancak bu oranın bazı illerde yüzde 40’ın üzerinde olduğunu görüyoruz. Bazı illerimizde ise hiç olmadığını biliyoruz. Bu dağılımı dengelemek için çalışıyoruz." diye konuştu.</p>

<p>Memişoğlu, düzenlemelerle özel sağlık sektöründeki yatırımları artık bölgesel ihtiyaçları ve şehrin mevcut altyapısını en ince ayrıntısına kadar analiz ederek yönlendirdiklerini belirtti.</p>

<p>Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) fiyatlarının iyileştirilmesi konusunda kararlı çaba içinde olduklarına değinen Memişoğlu, şöyle konuştu:</p>

<p>"Bu ücretlerin realize edilmesi, sürdürülebilir hale getirilmesi, sağlık hizmet sunumunun kalitesi ve geleceği için olmazsa olmazdır. Ancak bu birlikte hareket ederek başarabileceğimiz bir husustur. Bunun bir örneğini ilaç fiyatları konusunda yaşadık ve başardık. İnanıyorum ki SUT fiyatları konusunda da bu noktaya ulaşacağız. Yakın zamanda Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığımız, Hazine ve Maliye Bakanlığımız ve Sosyal Güvenlik Kurumumuzun destekleriyle muayenelerde yüzde 30, cerrahi işlemlerde yüzde 35, yoğun bakımlarda yüzde 55 ve ilave ücret alınamayan doğumsal anomali ve çocuk cerrahisi gibi bazı özellikli alanlarda yüzde 100’e varan artışlar yaptık."</p>

<p>Mevzuat altyapısını sürekli güncellediklerini bildiren Memişoğlu, Özel Hastaneler Yönetmeliği'ni geçen sene hazırladıklarını, üniversite hastanelerinin de kalite, denetim ve hizmet standartlarını netleştirecek önemli çalışmayı tamamlamak üzere olduklarını söyledi.</p>

<p>- "Büyük sağlık turizmi potansiyelini harekete geçiriyoruz"</p>

<p>Türkiye'nin kendine yeten sağlık sistemine sahip olmanın ötesinde dünyanın dört bir yanından gelen insanlara güven veren, güçlü sağlık turizmi markası olma yolunda kararlılıkla ilerlediğini vurgulayan Memişoğlu, şöyle devam etti:</p>

<p>"Artık bu alanda daha da hızlanıyor, vites yükseltiyoruz. USHAŞ’ı artık sadece koordinasyon kurumu olarak değil, stratejik güç olarak, sektörün tüm alanlarında etkisi hissedilen, düzenleyen, dengeleyen, denetleyen ve aynı zamanda rehberlik eden bir yapıya dönüştürüyoruz. Yeni yapılanmayla sağlık turizminin kamu-özel ayrımı olmaksızın sağlık sistemimizin tümüne yayılmasını sağlıyoruz."</p>

<p>Memişoğlu, artık kamu hastanelerini de bu sürece dahil edip belirlenen kapasite ve standartlar çerçevesinde sağlık turizmi faaliyetleri yürütülebilecek yapıya kavuşturacaklarını dile getirdi.</p>

<p>Bu kapsamda önemli vizyon değişikliğine gideceklerine işaret eden Memişoğlu, "Türkiye sadece 'hastalıkla' ilgili sağlık turizmi yapsın istemiyoruz. Avrupalıların, Amerikalıların 'wellness' dediği, bizim ise kendi değerlerimizle harmanlayıp 'Sağlıklı Yaşam ve Esenlik' olarak adlandırdığımız daha kapsamlı, daha büyük sağlık turizmi potansiyelini harekete geçiriyoruz." diye konuştu.</p>

<p>Sadece ameliyat veya tedaviyle sınırlı olmayan, fizyoterapistinden diyetisyenine kadar hizmet alınabilecek, check-up’ların yapılacağı, rehabilitasyondan termal sağlık turizmine kadar her alanı kapsayacak yeni "Esenlik Mevzuatı" üzerinde çalıştıklarını anlatan Memişoğlu, dünyaya "Sağlığınızı korumak, sağlıklı kalmak için Türkiye'ye gelin" çağrısında bulunacaklarını kaydetti.</p>

<p>Dünyada ve yakın coğrafyada üzücü olayların yaşandığı bir dönemden geçtiklerini ifade eden Memişoğlu, Türkiye'nin ateş çemberi içinde barışın, huzurun ve iyiliğin temsilcisi olmayı sürdüreceğini bildirdi.</p>

<p>Her zaman ulaşılabilir olmaya devam edeceğini kaydeden Memişoğlu, "Mail adresim 'cerrah@gmail.com'. Bir fikriniz, eleştiriniz, öneriniz olursa her zaman yazabilirsiniz." dedi.</p>

<p>OHSAD Yönetim Kurulu Başkanı Reşat Bahat da özel hastaneler alanındaki sorunları paylaştı.</p>

<p>Kurultay, yarın sona erecek.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/04/saglik-bakani-memisoglu-antalyada-15-ohsad-kurultayinda-konustu.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Anadolu Ajansı</author>
                <link>https://sonhavadis.com/saglik-bakani-memisoglu-antalyada-15-ohsad-kurultayinda-konustu/121937</link>
                <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:45:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title> Kanser moleküler düzeyde &quot;parmak iziyle&quot; takip ediliyor</title>
                                    <description>Ankara Hematoloji ve Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, kanseri artık parmak iziyle moleküler ve hücresel düzeyde takip edebildiklerini, yapay zekanın sürece entegre edilmesiyle tanı ve raporlama süreçlerinin hızlandığını ve standardize edildiğini bildirdi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Hematoloji ve Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, kanseri artık parmak iziyle moleküler ve hücresel düzeyde takip edebildiklerini, yapay zekanın sürece entegre edilmesiyle tanı ve raporlama süreçlerinin hızlandığını ve standardize edildiğini bildirdi.</p><p>Ankara Hematoloji ve Onkoloji Derneğince 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında düzenlenen basın toplantısında, kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler, korunma yöntemleri ve yapay zeka uygulamalarının bu alandaki rolü ele alındı.</p><p>Kanseri sadece tedavi şeklinde değil, bir yönetim süreci olarak ele almak gerektiğini, kanserin artık çaresiz bir hastalık değil, yönetilebilir bir süreç olduğunu anlatan Altuntaş, son yıllarda bilimsel gelişmelerle kanser alanında köklü bir değişim yaşandığını belirtti.</p><p>Hedeflerinin sadece hastalığı tedavi etmek değil, erken tanı sağlamak ve doğru risk analiziyle hastalığı uygun şekilde yönetmek olduğunu vurgulayan Altuntaş, "Sigara, obezite, alkol, güneş ışınlarından korunma ve düzenli aktivitelerle kanser yüzde 30-50 oranında azaltılabilir. Kanser önlenebilir bir hastalık. Kanserde erken tanıyla başarı oranları yüzde 50'den yüzde 95'lere kadar çıkabilmekte, ölüm oranları ise yüzde 30'a kadar azaltılabilmektedir. Erken tanı hayat kurtarır." dedi.</p><p>Altuntaş, kanser tanı ve tedavisinde moleküler ve genetik analizlerin öne çıktığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:</p><p>"Genetik anlamda ve moleküler düzeyde tek tek her bir hücrenin parmak izini çıkarıyoruz, teşhisimizle, takibimizle tedavimizi buna göre yapıyoruz. Kanseri artık parmak iziyle moleküler düzeyde, hücre düzeyinde takip ediyoruz. Yapay zekayı entegre ediyoruz. Artık dijitalleşmeden faydalanıyoruz. 30 dakika sürecek işlemi 5 dakikaya indirebiliyoruz. Bunun raporlama süreçlerini de standardize ediyoruz. Bu bağlamda artık kanserde bir çağ yükleniyor ve bu çağa yapay zeka çağı diyebiliriz. Hedefe yönelik tedaviler ve bireysel tedavilerin önünü açmış oluyoruz. CAR-T hücrelerinin tedavilerinin sonuçları daha olgunlaştı. Her geçen gün teknolojinin gelişmesiyle başarı oranları artmakta."</p><p>- "Hedefe yönelik tedavilerle yaşam süreleri uzuyor"</p><p>Derneğin Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Öztürk Ateş de kanserin artık çaresiz bir hastalık olmadığını belirterek, 2026 ABD verilerine göre 5 yıllık sağ kalım oranlarının yüzde 70'e ulaştığını, kanserin hipertansiyon gibi kronik bir hastalık olarak yönetilebildiğini ifade etti.</p><p>Derneğin Genel Sekreteri Doç. Dr. Fatih Yıldız ise kanserin yalnızca hastayı değil, ailesini ve yakınlarını da etkilediğine değinerek, kanserle mücadelenin önleme, erken tanı ve tedavi olmak üzere üç aşamadan oluştuğu bilgisini verdi.</p><p>Yıldız, sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla bazı kanser türlerinin önlenebileceğini, erken tanıyla hastalığın tedavi edilebilir hale gelebildiğini, ileri evre hastalarda ise hedefe yönelik tedaviler, immünoterapiler ve gen bazlı yaklaşımlarla yaşam sürelerinin uzadığını kaydetti.</p><p>Derneğin Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Halil Başar da prostat ve mesane kanserlerinde erken tanının önemine dikkati çekerek, 20-40 yaş aralığında görülen testis kanserlerinde ağrısız kitlelerin uyarıcı olabileceğini, orta yaş grubunda ise ağrısız idrarda kanamanın mesane kanserinin habercisi olabileceğini belirtti.</p><p>İleri yaş erkeklerde prostat kanseri riskinin arttığını ifade eden Başar, bu hastalığın erken tanısında Prostat Spesifik Antijen (PSA) kan testinin önemli bir tarama yöntemi olduğunu anlatarak, özellikle 50-70 yaş aralığındaki erkeklere PSA testi yaptırmaları çağrısında bulundu.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/04/kanser-molekuler-duzeyde-parmak-iziyle-takip-ediliyor.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Anadolu Ajansı</author>
                <link>https://sonhavadis.com/kanser-molekuler-duzeyde-parmak-iziyle-takip-ediliyor/121928</link>
                <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:10:16 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Özel gereksinim raporu bulunan çocuklar için MHRS&#039;de öncelik hakkı tanındı</title>
                                    <description>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, özel gereksinim raporu bulunan çocuklara Merkezi Hekim Randevu Sistemi&#039;nde (MHRS) öncelik hakkı tanındığını bildirdi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, özel gereksinim raporu bulunan çocuklara Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nde (MHRS) öncelik hakkı tanındığını bildirdi.</p>

<p> </p>

<p>Bakan Memişoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, otizmin hem dünyada hem de Türkiye'de önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirterek, erken tanının kritik rol oynadığını vurguladı.</p>

<p>Erken dönemde tespit edilen vakalarda çocukların büyük bölümünün normal sosyal yaşamlarını sürdürebildiğine işaret eden Memişoğlu, "Özellikle 3 yaşına kadar otizm spektrum bozukluğu tespit edilip, etkin tedavi uygulanırsa çocuklarımızın önemli bir kısmı hayatlarına sağlıklı şekilde devam edebiliyor. 3 yaşından sonra bazı ağır spektrumlarda maalesef günümüzde hem aile hem de sosyal yaşantısında sorun yaşıyor." dedi.</p>

<p>Memişoğlu, otizmin erken evrede tespit edilmesine yönelik çalışmalar kapsamında 2017'den itibaren uygulanan Otizm Tarama Eylem Programıyla, aile hekimliklerinde 3 yaşına kadar çocuklara düzenli tarama yapıldığını söyledi.</p>

<p>- İlk üç ayda 29 bin 336 çocuğa otizm taraması</p>

<p>Memişoğlu, bu yılın ilk üç ayında 29 bin 336 çocuğa otizm taraması yapıldığını belirterek, "Bu çocuklarımızdan 1800'ününde otizm riski olabilecek bulguya rastlanıldı. Bu riski gördüğümüz an vakit kaybetmedik. Aile hekimlerimiz il ve ilçe otizm koordinatörlerimizce bizzat randevu oluşturarak ileri tetkik sürecini başlattık. Hastaneye yönlendirdiğimiz çocuklarımızdan 181'i otizm spektrum bozukluğu tanısı aldı ve tedavileri yapılıyor." diye konuştu.</p>

<p>Memişoğlu, 3 yaşından önce tanı konulan çocukların önemli bir kısmının normal yaşamlarını sürdürebilecek duruma geldiğine işaret ederek, "Otizmde erken safhada çocukları yakalayarak böylece çocuklarımızın normal yaşantısını sürmesini sağlıyoruz." ifadesini kullandı.</p>

<p>- Aileler de takip ediliyor</p>

<p>Bakan Memişoğlu, ailelerin süreci aksatmaması için aktif iletişim kurduklarını ifade ederek, "İlçe veya il sağlık müdürlükleri vasıtasıyla süreci yakından takip ediyoruz. Gerektiği zaman randevularını da biz alıp takip ediyoruz. Bu konuda da bir aksaklık olduğu zaman da aileleri arayarak gitmelerini istiyoruz." dedi.</p>

<p>Aileleri de yakından takip ettiklerini ve her zaman yanlarında olacaklarını dile getiren Memişoğlu, Türkiye genelindeki 433 bin çocuğun, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) bulunduğunu bildirdi.</p>

<p>Bu çocukları MHRS'de öncelikli gruplar arasına dahil ettiklerini belirten Memişoğlu, "Ailede bir çocuk otizm tanısı almış ise hangi yaşta olursa olsun ona MHRS'de öncelik tanıyoruz. Hatta çocuk 18 yaşından küçükse aynı zamanda annesine o çocukla ilgili çocuk psikiyatristinden veya psikoloğundan randevu almasını önceliyoruz. Ona ayrıcalık yapıyoruz." bilgisini paylaştı.</p>

<p>- Sağlıklı Hayat Merkezleri önemli bir rol üstleniyor</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, "Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık" modeliyle birinci basamak sağlık hizmetlerini güçlendirmeye devam ettiklerini vurgulayan Memişoğlu, vatandaşlara aile hekimleri, toplum sağlığı merkezleri ve sağlıklı hayat merkezlerinden aktif şekilde yararlanmaları çağrısında bulundu.</p>

<p>Sağlıklı Hayat Merkezlerinde otizmli çocuklara yönelik psikolojik destek, çocuk gelişimi danışmanlığı ve aile rehberliği hizmetlerinin de sunulduğunu aktaran Memişoğlu, bu merkezlerin hem sağlık hem de sosyal destek açısından önemli bir rol üstlendiğini kaydetti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/04/ozel-gereksinim-raporu-bulunan-cocuklar-icin-mhrsde-oncelik-hakki-tanindi.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Anadolu Ajansı</author>
                <link>https://sonhavadis.com/ozel-gereksinim-raporu-bulunan-cocuklar-icin-mhrsde-oncelik-hakki-tanindi/121866</link>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Kolon kanseri riskinin arttığı 50 yaş sonrası tarama testleri önem taşıyor</title>
                                    <description>Medicana Ataköy Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü&#039;nden Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, kolon kanseri gelişiminde ileri yaş, beslenme alışkanlıkları, hastalık öyküsü ile inflamatuvar bağırsak hastalıklarının rol oynadığını belirterek, riskin arttığı 50 yaş sonrasında tarama testlerinin başlatılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Medicana Ataköy Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, kolon kanseri gelişiminde ileri yaş, beslenme alışkanlıkları, hastalık öyküsü ile inflamatuvar bağırsak hastalıklarının rol oynadığını belirterek, riskin arttığı 50 yaş sonrasında tarama testlerinin başlatılmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, kanser, dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ikinci sırada yer alırken, erkeklerde en sık akciğer, prostat, kolorektal, mide ve karaciğer, kadınlarda ise meme, kolorektal, akciğer, serviks ve tiroit kanseri görülüyor.</p>

<p>Kolon kanseri, dünya genelinde en sık görülen ve hayat kaybına yol açan kanser türleri arasında yer alırken, gelişmiş ülkelerde daha sık, Asya ve Afrika'da ise daha az rastlanıyor.</p>

<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, yüksek kalorili besinler, şeker, karbonhidrat, kırmızı et ve hayvansal yağ tüketiminin kolon kanseri riskini artırabildiğini belirtti.</p>

<p>Eyüboğlu, kolorektal kanser vakalarının yaklaşık yüzde 90'ının 50 yaşından sonra ortaya çıktığını vurgulayarak, "Rektal kanserler de dahil edildiğinde, kolorektal kanserler erkeklerde bronş ve prostat kanserlerinden sonra üçüncü, kadınlarda ise meme kanserinden sonra ikinci sırada görülmektedir. En sık görüldüğü yaş grubu 60-70 yaş aralığıdır. Nedeni, diğer birçok kanserde olduğu gibi tam olarak bilinmemektedir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Kolon kanserinin gelişmiş ülkelerde daha sık görüldüğünü ifade eden Eyüboğlu, özellikle yüksek kalorili besinler, şeker, karbonhidrat, kırmızı et ve hayvansal yağ tüketiminin bu hastalığın riskini artırdığını aktardı.</p>

<p>Eyüboğlu, buna karşın oleik asitten zengin diyetlerin (zeytinyağı, balık yağı gibi) riski artırmadığını belirterek, şunları kaydetti:</p>

<p>"Yağın kolon mukozası üzerinde toksik etkisi olduğu, bitkisel liflerin ise koruyucu rol oynadığı bilinmektedir. Posadan zengin beslenme, kanserojen maddelerin kolon mukozasıyla temas süresini kısaltmakta, dışkı hacmini artırarak zararlı maddelerin seyrelmesine ve mukozaya olan olumsuz etkinin azalmasına katkı sağlamaktadır. Ayrıca kalsiyum, selenyum, A, C, E vitaminleri ve karotenoidlerin kolon kanseri riskini azalttığı ifade edilmektedir. Obezite ve hareketsiz yaşam tarzı da riski artıran önemli faktörler arasındadır."</p>

<p>- "Çoğu zaman basur ile karıştırılarak yanlış tedavilere yol açabiliyor"</p>

<p>Kolon kanseri gelişiminde ileri yaş, beslenme alışkanlıkları, aile ve kişisel hastalık öyküsü ile inflamatuvar bağırsak hastalıklarının rol oynadığını vurgulayan Eyüboğlu, 50 yaş sonrasında riskin arttığını belirterek, bu yaştan itibaren tarama testlerinin başlatılmasının büyük önem taşıdığını ifade etti.</p>

<p>Eyüboğlu, kolon kanserinin uzun süre belirti vermeden büyüyebildiğini aktararak, şöyle devam etti:</p>

<p>"Kolon kanserlerinin büyük bir kısmı, bağırsakta gelişen polipoid oluşumlar (adenomlar) zemininde ortaya çıkar. Bu adenomlar yaklaşık 10 yıl içinde kansere dönüşebilir. Özellikle sol tarafta yerleşen tümörler, bağırsakta daralmaya yol açtığından hastalar bir süre sonra bağırsak tıkanıklığı ile karşı karşıya kalabilir. Sigmoid kolon yerleşimli kanserlerde başlangıçta şiddetli kanama, ilerleyen dönemlerde ise zaman zaman dışkıda az miktarda kan görülebilir. Bu durum çoğu zaman basur ile karıştırılarak yanlış tedavilere yol açmaktadır. Sağ tarafta yerleşen kolon kanserlerinde kanama dışkıyla karıştığı için fark edilmesi daha zordur. Bu nedenle sıklıkla gizli kanama ve buna bağlı anemi gelişir."</p>

<p>Dışkılama alışkanlığındaki değişikliklerin kolon kanserlerinde mutlaka ciddiye alınması gerektiğini kaydeden Eyüboğlu, sağ kolon yerleşimli kanserlerde bağırsak içeriğinin sıvı olması nedeniyle tıkanıklığın genellikle büyük tümörlerde ortaya çıktığını belirtti.</p>

<p>Eyüboğlu, sol kolonun ise daha dar olması ve içeriğinin katı olması nedeniyle tıkanıklığın daha sık görüldüğünü vurgulayarak, "Hastaların önemli bir kısmında hafif ishal, kronik kan kaybına bağlı yorgunluk, halsizlik, kilo kaybı ve genel durum bozukluğu görülür. Muayenede sağ alt karında hassasiyet veya kitle saptanabilir. Başlangıçta kabızlık ortaya çıkar, ilerleyen dönemde ise kabızlık-ishal döngüsü dikkati çeker." değerlendirmesini yaptı.</p>

<p>Karında şişkinlik, kolik tarzda ağrı, mukuslu ve kanlı dışkılamanın hastanın yaşam kalitesini düşürdüğünü belirten Eyüboğlu, 40 yaş üzerindeki bireylerde görülen her anal kanamada mutlaka kolonoskopi yapılması gerektiğini ve bu hastaların yaklaşık yüzde 10'unda kolon kanseri tanısı konulduğunu aktardı.</p>

<p>Eyüboğlu, tedavi planının kanserin yerleşim yeri, evresi ve uzak metastaz varlığına göre belirlendiğini ifade ederek, cerrahi, kemoterapi veya bu yöntemlerin farklı sıralamalarla kombinasyonunun uygulanabileceğini kaydetti.</p>

<p>Cerrahinin temel amacının kanserli kolon segmentiyle birlikte lenfatik drenajı içeren mezokolonun ve tutulmuş komşu yapıların çıkarılması olduğunu vurgulayan Eyüboğlu, "Günümüzde CME (Complete Mezokolik Eksizyon) adı verilen yöntem, kolorektal cerrahiyle uğraşan cerrahlar tarafından rutin olarak uygulanmaktadır. Bu ameliyatlar açık, laparoskopik veya robotik yöntemlerle yapılabilmektedir." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/04/kolon-kanseri-riskinin-arttigi-50-yas-sonrasi-tarama-testleri-onem-tasiyor.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Anadolu Ajansı</author>
                <link>https://sonhavadis.com/kolon-kanseri-riskinin-arttigi-50-yas-sonrasi-tarama-testleri-onem-tasiyor/121806</link>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 14:25:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında işbirliği protokolü imzalandı</title>
                                    <description>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında &quot;Koruyucu Sağlık Hizmetleri ile Sosyal Hizmet Sunumu&quot; işbirliği protokolü imzalandı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında "Koruyucu Sağlık Hizmetleri ile Sosyal Hizmet Sunumu" işbirliği protokolü imzalandı.</p>

<p>Sağlık Bakanlığındaki imza töreninde konuşan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sosyal hizmet merkezi veya irtibat birimi bulunmayan ilçelerde sosyal hizmet merkezi irtibat birimleri kurmayı amaçladıklarını belirtti.</p>

<p>Sosyal hizmetlere erişimi kolaylaştırmayı ve ihtiyaçları daha erken tespit etmeyi hedeflediklerini kaydeden Göktaş, sağlıklı hayat merkezlerinin, Türkiye genelinde sunulan çok kıymetli hizmetler olduğunu vurguladı.</p>

<p>Göktaş, sağlıklı hayat merkezlerine gidecek vatandaşların, Bakanlığın sunduğu tüm destek ve bilgilerden yararlanabileceğini, ihtiyaçların daha erken tespit edileceğini, yönlendirmelerin daha hızlı yapılacağını ve kamu hizmetlerinde eşgüdüm sağlanacağını ifade etti.</p>

<p>- "Sağlıklı gelişimi destekleyen çalışmalar yürütüyoruz"</p>

<p>Sosyal hizmet merkezlerini koruyucu, önleyici, destekleyici, geliştirici, rehberlik ve danışmanlık odaklı hizmetleri tek noktada sunan bir yapı halinde yürüttüklerini dile getiren Göktaş, şunları kaydetti:</p>

<p>"Merkezlerimizde aile bütünlüğünü güçlendiren, çocuklarımızın ve gençlerimizin sağlıklı gelişimini destekleyen çalışmalar yürütüyoruz. Kadınların, engellilerin, yaşlıların toplumsal hayata daha güçlü katılımını sağlamaya yönelik pek çok çalışmayı hayata geçiriyoruz. Bu vesileyle sağlıklı hayat merkezlerimizde kadınlar, aileler, çocuklar, engelliler ve aynı zamanda şehit yakını ve gazilerimizin de artık bütün Türkiye'de bir irtibat birimi oluşacak. Desteğe ihtiyaç duyan her vatandaşımızın yanında olmayı sürdüreceğiz. Ülke genelinde halihazırda 438 sosyal hizmet merkezi ve 311 sosyal hizmet merkezi irtibat birimlerinde hizmet veriyoruz. İşte bu sebeple tam da yerinde sosyal hizmet anlayışıyla her haneye kesintisiz hizmet sunmayı sürdüreceğiz."</p>

<p>- "Bugünkü protokolümüz çok kıymetli"</p>

<p>Mobil sosyal hizmet araçlarıyla ayrıca bilgilendirme, rehberlik ve danışmanlık hizmeti sunduklarını aktaran Göktaş, 2025 yılında 3 mobil sosyal hizmet merkezi aracı ve bir tır ile 273 bin 275 vatandaşa hizmet sunduklarını dile getirdi.</p>

<p>Göktaş, 2026 yılında 8 mobil sosyal hizmet aracıyla 81 ilde saha çalışmaları başlattıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:</p>

<p>"İşte bugünkü protokolümüz de tam da bu sebeple çok kıymetli. Çünkü Türkiye'nin dört bir yanında sağlıklı hayat merkezlerimizde, ilçe sağlık müdürlükleri ve toplum sağlık merkezlerinde Aile Bakanlığımızın bir irtibat birimi oluşacak. Hem sağlık hem sosyal hizmet anlayışımızı güçlendireceğiz, ayrıca vatandaşımız artık çok uzaklara gitmeden, doğrudan hizmeti yaşadıkları ilçelerde alma imkanı bulacak."</p>

<p>Bakan Göktaş, çalışma için Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ve ekibine teşekkür ederek, protokolün hayırlı olmasını diledi.</p>

<p>- "Sağlık ve sosyal hizmetleri aynı çatı altında buluşturuyoruz"</p>

<p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu da insanı merkeze koyan hizmet anlayışlarını bir adım öteye taşımanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.</p>

<p>Protokolün, sağlığı sadece hastalıktan kurtulmak değil, tam bir iyilik hali ve güçlü bir sosyal yaşam olarak gördüklerinin en somut adımlardan biri olacağını ifade eden Memişoğlu, şunları kaydetti:</p>

<p>"Bu protokolle vatandaşımıza sunduğumuz sağlık hizmetlerimizi sosyal hizmetler ile aynı çatı altında buluşturuyoruz. Bakanlığımız bünyesinde ücretsiz hizmet veren sağlıklı hayat merkezlerimizde vatandaşlarımız artık sosyal hizmetlere de doğrudan ulaşabilecek. Bu işbirliğiyle sağlık ve sosyal hizmetleri aynı çatı altında, aynı koridorda buluşturuyoruz. Vatandaşımız merkezimize geldiğinde sadece fiziksel sağlığı için değil, sosyal haklarından yaşlı bakımına, aile desteğinden istihdam yönlendirmesine kadar her alanda bütüncül bir destek alacak."</p>

<p>Memişoğlu, ilk etapta 72 ilçedeki merkezlerde sosyal hizmet uzmanlarıyla hekimleri bir araya getirerek, özellikle hassas gruplara yerinde ve anında çözüm üretileceğini dile getirdi.</p>

<p>Sağlığı sadece tıbbi bir konu olarak değerlendirmediklerini belirten Memişoğlu, "Sağlık, hayatın kendisidir. Bu yüzden sağlığı sosyal hayattan ayırmıyor, vatandaşımızı her alanda destekleyerek tam bir iyilik hali için çalışıyoruz." dedi.</p>

<p>Bu yüzyılın şefkatin, iyiliğin ve güçlü toplum yapısının yüzyılı olacağını, millete hizmet aşkıyla kurumlar arası işbirliğini en üst seviyeye çıkarmakta kararlı olduklarını ifade eden Memişoğlu, Bakan Göktaş ve çalışmada emeği geçen ekiplere teşekkür etti.</p>

<p>Konuşmaların ardından bakanlar işbirliği protokolünü imzaladı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/03/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakanligi-ile-saglik-bakanligi-arasinda-isbirligi-protokolu-imzalandi.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Anadolu Ajansı</author>
                <link>https://sonhavadis.com/aile-ve-sosyal-hizmetler-bakanligi-ile-saglik-bakanligi-arasinda-isbirligi-protokolu-imzalandi/121665</link>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Farklı illerden Van&#039;a gelen 4 kadın &quot;glomus tümörü&quot; ameliyatıyla iyileşti</title>
                                    <description>Farklı illerden tedavi için Van&#039;a gelen 4 kadın hasta, halk arasında &quot;şah damarı tümörü&quot; olarak bilinen glomus tümörü ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Farklı illerden tedavi için Van'a gelen 4 kadın hasta, halk arasında "şah damarı tümörü" olarak bilinen glomus tümörü ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu.</p>

<p>Ankara'da yaşayan 51 yaşındaki Öznur Görgülü, Adana'da yaşayan 51 yaşındaki Neslihan Keçeli, Kütahya'da yaşayan 50 yaşındaki Meryem Baştürk ile Eskişehir'de yaşayan 33 yaşındaki Handan Kazancı, baş dönmesi, mide bulantısı, karın ağrısı, nefes darlığı ve ani tansiyon yükselmesi gibi şikayetlerle bulundukları illerde hastanelere başvurdu.</p>

<p>Hastalar, gittikleri bazı sağlık kuruluşlarında ameliyatın riskli olduğu, çeşitli sorunlar yaşayabilecekleri yönünde uyarılar aldı.</p>

<p>Bunun üzerine farklı mecralarda araştırma yapan hastalar, Van'daki Lokman Hekim Hastanesinde görev yapan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel'e ulaştı.</p>

<p>Daha önce aynı operasyonu geçiren hastalarla da iletişime geçen ve olumlu geri dönüşler alan kadınlar, Başel'in daveti üzerine Van'a geldi.</p>

<p>Yapılan tetkiklerde, hastalarda halk arasında "şah damarı tümörü" olarak bilinen 4 ila 4,5 santimetrelik glomus tümörü tespit edildi.</p>

<p>Prof. Dr. Başel ve ekibi tarafından açık yöntemle gerçekleştirilen ve yaklaşık 2 saat süren ameliyatlar sonrasında hastalar sağlığına kavuştu.</p>

<p>Şikayetlerinden kurtulan 4 kadın hasta, tedavilerinin tamamlanmasının ardından taburcu edildi.</p>

<p>- "Sağlığıma kavuştuğum için çok mutluyum"</p>

<p>Kütahya'dan gelen Meryem Baştürk, AA muhabirine, yaklaşık 1,5 ay önce Kütahya'daki sağlık merkezlerine başvurduğunu ve burada çekilen MR ile ultrasonlarda glomus tümörü teşhisi konulduğunu söyledi.</p>

<p>Ağustos ayına ameliyatının planlandığını ve bu süreçte sosyal medyadan Halil Başel'in çalışmalarına denk geldiğini belirten Baştürk, şunları kaydetti:</p>

<p>"Ameliyatlarını, çalışmalarını araştırdım. Eşimle ve oğlumla paylaştım. Onlar da araştırdılar. Hocamızla konuştuk. 'Vakit kaybetmeyin. Bu tümör büyür' dedi. İyi ki geldik. Tümör neredeyse 1 santim büyümüş. Kütahya'da 3,27 santimetreydi, burada 4,2'ye çıkmış. Ameliyat oldum, başarılı geçti. Hocamdan Allah razı olsun. Sağlığıma kavuştuğum için çok mutluyum."</p>

<p>Ankara'dan gelen Öznur Görgülü ise yaklaşık bir ay önce yaşadığı şikayetler üzerine başvurduğu sağlık merkezinde glomus tümörü teşhisi konulduğunu dile getirerek, "Ankara'da birçok hastane ve doktorla iletişime geçtim, hastalığımın tedavi yöntemlerini araştırdım. Arkadaşımın tavsiyesiyle hocamızla iletişime geçtim. Bayramdan sonra ameliyata alındım. Çok şükür, ameliyatım iyi geçti. Daha önce başvurduğum merkezlerde 'Masada kalırsın, felç olursun' gibi ciddi şeyler söylediler. Bunları duyunca çok korkmuştum. Tansiyonum çok yükseliyor, panik atak krizleri geçiriyor ve geceleri uyuyamıyordum. Bu yüzden ameliyat olmaktan vazgeçmiştim. Hastanın doktora güvenmesi çok önemli. Tedavimin olumlu sonuçlanmasından dolayı çok mutluyum." diye konuştu.</p>

<p>Gıda mühendisi Neslihan Keçeli de Adana'dan tedavi için Van'a geldiklerini ve hastalık sürecinin yaklaşık bir ay içinde geliştiğini anlattı.</p>

<p>Keçeli, "Hastanede tümör tanısı aldım. Ameliyat edilmesi gerektiği, ancak kalp damar cerrahının da görmesi gerektiği söylendi. Çok nadir görülen bir tümör olunca endişelendim. İnternet üzerinden araştırmaya başladığımda hocamızın çalışmalarıyla karşılaştım. Kendisiyle iletişime geçtim. Ailem de cesaretlendirdi. Buraya geldik. Ameliyatım başarılı geçti." dedi.</p>

<p>- "Beklemek tümörü ortadan kaldırmıyor"</p>

<p>Prof. Dr. Başel, glomus tümörünün çok nadir görüldüğünü belirtti.</p>

<p>Bu tür vakalarda takip önerilerinin doğru bir yaklaşım olmadığını ifade eden Başel, şunları kaydetti:</p>

<p>"Hastalarımızdan ikisinin tümörü 3 ay içinde 1-1,5 santimetre büyümüştü. Beklemek tümörü ortadan kaldırmıyor, aksine büyütüyor ve ameliyatı zorlaştırıyor. Bu nedenle tanı konulur konulmaz uzman bir hekime başvurmak gerekiyor. Hastalara tanı konulur konulmaz alanında uzman bir hekime başvurmalarını tavsiye ediyorum. Çıkarılabilecek tümörlerde ilk tercih ameliyat olmalıdır. Glomus tümörleri yüzde 80 kadınlarda görülüyor. Bu hafta ameliyat ettiğimiz dört hasta da kadındı. Tümörleri büyük boyuttaydı. Küçük tümörlerde risk düşük olduğu için hastaları korkutmuyor ama bizim hastalarımızın tümörleri 4 santimetre ve üstündeydi. Bu tümörler çoğu damarı sarmış özellikli tümörlerdir. Geliştirdiğimiz tekniklerle ameliyatlarımızı yaptık. Dört hastamızda da hiçbir komplikasyon gelişmedi, durumları iyi. Hastalarımızı taburcu ettik."</p>

<p>Glomus tümörünün erkeklerde de görülebildiğini, bazı tümörlerin hormon salgılayarak yüksek tansiyona yol açabildiğini anlatan Başel, "Ameliyat sonrası tansiyon düzeliyor. Bu ameliyat, boyun bölgesinde yapıldığı için çok riskli bir yer. Burada şah damarı, beyin toplardamarları, 12 beyin siniri, kalbin siniri, yemek ve soluk borusu gibi hayati yapılar mevcut. Vücudun en zor bölgelerinden biri burası. Bu tür ameliyatları başarıyla yapmanın gururunu yaşıyoruz." ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/03/farkli-illerden-vana-gelen-4-kadin-glomus-tumoru-ameliyatiyla-iyilesti.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Anadolu Ajansı</author>
                <link>https://sonhavadis.com/farkli-illerden-vana-gelen-4-kadin-glomus-tumoru-ameliyatiyla-iyilesti/121664</link>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Antalya&#039;da düzenlenen &quot;2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi&quot; tamamlandı</title>
                                    <description>Antalya&#039;nın Kemer ilçesinde bu yıl ikincisi düzenlenen &quot;Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi&quot;, genç onkologları, deneyimli bilim insanlarını ve uluslararası konuşmacıları ağırladı.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'nın Kemer ilçesinde bu yıl ikincisi düzenlenen "Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi", genç onkologları, deneyimli bilim insanlarını ve uluslararası konuşmacıları ağırladı.</p><p>Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneğince organize edilen kongreye, genç hekimler aktif katılım sağladı. Bilimsel oturumların yanı sıra kongrede hukuk alanında da sunumlar gerçekleştirildi.</p><p>Hukuk oturumunda hekimlerin ve hastaların sağlık hizmeti sunumu sırasında karşılaştıkları sorunlar ele alındı. Hekimlerin hatalı tıbbi uygulama davaları, bilirkişi süreçleri ve ilaç geri ödeme mekanizmaları konuları tartışıldı, çözüm önerileri üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapıldı.</p><p>Kongrede yer alan yabancı konuşmacılar ise uluslararası deneyimlerini paylaştı. Bu kapsamda uluslararası işbirliklerinin önemi vurgulanırken, Türk onkolojisinin global ölçekte daha güçlü konuma ulaşması için atılması gereken adımlar ele alındı.</p><p>Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Uğur Coşkun, AA muhabirine, organizasyonun genç onkologların gelişimi açısından önemli boşluğu doldurduğunu belirtti.</p><p>Genç hekimlerin, kongrede yalnızca dinleyici değil, aynı zamanda aktif sunum yapan ve bilimsel tartışmalara yön veren konumda yer almalarının son derece önemli olduğunu vurgulayan Coşkun, genç onkologların güncel gelişmelere hakimiyetinin, Türkiye'de onkolojinin geleceği adına umut verici olduğunu kaydetti.</p><p>Coşkun, "Kongre, hem bilimsel içerik hem de mesleki dayanışma açısından son derece verimli geçti. Genç onkologların gösterdiği performans gelecek adına büyük umut veriyor. Kongremiz, bilim, hukuk ve uluslararası işbirliğini aynı platformda buluşturarak katılımcılara kapsamlı bir perspektif sundu." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/03/antalyada-duzenlenen-2-ulusal-onkoloji-fellow-kongresi-tamamlandi.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Anadolu Ajansı</author>
                <link>https://sonhavadis.com/antalyada-duzenlenen-2-ulusal-onkoloji-fellow-kongresi-tamamlandi/121532</link>
                <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 12:55:12 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilkent Şehir Hastanesinde &quot;Yarık Dudak ve Damak Merkezi Çalıştayı&quot; düzenlendi</title>
                                    <description>Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde &quot;Yarık Dudak ve Damak Merkezi Çalıştayı&quot; düzenlendi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde "Yarık Dudak ve Damak Merkezi Çalıştayı" düzenlendi. </p><p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, Türkiye'de her yıl çok sayıda bebek, yarık dudak veya damak anomalisi ile dünyaya geliyor. Bu hastaların sağlıklı bir yaşama kavuşabilmesi için cerrahi müdahalenin yanı sıra ortodonti, dil ve konuşma terapisi, KBB, kadın doğum, pediatri ve anestezi gibi birçok farklı branşın uzun yıllar süren, uyumlu bir ortak çalışma yürütmesi gerekiyor.</p><p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniği, ailelerin yıllar boyu farklı hastaneler ve klinikler arasında yürüttüğü süreci tek çatı altında toplamak amacıyla hastaların anne karnındaki tanıdan yetişkinliğe kadar tedavisini kapsayacak multidisipliner bir referans merkezi kurulması için çalışma başlattı.</p><p>- "Bu çalıştay bu girişimin bir ön aşaması olarak görülüyor"</p><p>Klinik tarafından bu doğrultuda, "Yarık Damak ve Yarık Dudak Çalıştayı" düzenlendi.</p><p>Çalıştayın açılış konuşmasını yapan  Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Ramazan Erkin Ünlü, "Yarık damak ve yarık dudak anomalisi bulunan hastalara yönelik yapılan işlemler, ameliyatlar ve çalışmalarda şu ana kadar bir bütünlük Türkiye içinde yoktu. Çeşitli hocalarımızın değerli gayretleri vardı daha önce ama biz bu gayretleri ve bu uğraşları Ankara Bilkent Şehir Hastanesi içinde bir merkez haline getirmek için böyle bir girişim başlattık. Bu çalıştay, bu girişimin bir ön aşaması olarak görülüyor." ifadelerini kullandı.</p><p>Ünlü, yarık damak ve yarık dudak olan hastaların gerek cerrahi yaklaşımlarla gerek de sosyokültürel ve psikososyal olarak desteklenmesi gerektiğini, bu doğrultuda bu işe yıllardır gönül vermiş hekimlerle beraber merkezin yol haritasını oluşturmayı amaçladıklarını kaydetti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/03/bilkent-sehir-hastanesinde-yarik-dudak-ve-damak-merkezi-calistayi-duzenlendi.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Anadolu Ajansı</author>
                <link>https://sonhavadis.com/bilkent-sehir-hastanesinde-yarik-dudak-ve-damak-merkezi-calistayi-duzenlendi/121387</link>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 17:40:16 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Genç onkologlar Antalya&#039;da &quot;2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi&quot;nde buluştu</title>
                                    <description>Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği tarafından Antalya&#039;nın Kemer ilçesinde düzenlenen &quot;2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi&quot;, bilim insanları ile genç onkologları buluşturdu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği tarafından Antalya'nın Kemer ilçesinde düzenlenen "2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi", bilim insanları ile genç onkologları buluşturdu.</p><p>Derneğin Genel Sekreteri Prof. Dr. Uğur Coşkun, AA muhabirine, kongrenin yeni onkoloji uzmanı olmuş ya da uzmanlık eğitimi devam eden gençlere yönelik olduğunu belirtti.</p><p>Programın gençlere yönelik olması bakımından ilk olduğunu ifade eden Coşkun, "Kongremize, Avrupa'da onkoloji eğitimleri alanında önemli isimler, İngiltere ve Sırbistan'dan da iki hocamız katılacak. Gençlerimiz bu hocalardan da eğitim alma imkanı bulacak." dedi.</p><p>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi de olan Coşkun, gençlerin onkoloji alanındaki yollarını açmak, onlara her konuda katkı sunmak için kongrede önemli sunumların olacağını dile getirdi.</p><p>Coşkun, hekimlerin hatalı tıbbi uygulama (malpraktis) konusuna karşı hassasiyet taşıdığını belirterek, bu alandaki kaygıların toplantıda ele alınacağını ifade etti.</p><p>Toplantıya Danıştay ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesinden hakimlerin de katılacağını bildiren Coşkun, malpraktis davalarında karşılaşılan durumlar ve hekimlerin dikkat etmesi gereken hususlara ilişkin bilgilendirme yapılacağını söyledi.</p><p>Ayrıca bazı ilaçların geri ödeme kapsamı ve bu konudaki hukuki süreçler hakkında genel değerlendirmelerin paylaşılacağını anlatan Coşkun, bilirkişi raporlarına dair temel bilgilere de değinileceğini kaydetti.</p><p>- "Hukuksal konulara farklı bakış açısı sunacağız"</p><p>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aytuğ Üner de kongrenin iç hastalıkları uzmanlığı üstüne onkoloji (kanser bilimi) adına ihtisas yapan hekimlere yönelik olduğunu vurguladı.</p><p>Uzmanlarla kanser türlerini tek tek işleyeceklerini belirten Üner, "Kongrede birçok organ kanserleri incelenecek. Yapay zekayla ve birtakım kanser teşhislerinde, yeni tedavilerin uygulanmasında geçerli laboratuvar teknikleri işlenecek. Hukuksal konulara da farklı bakış açısı sunacağız." ifadelerini kullandı.</p><p>Bağırsak, akciğer, baş boyun kanserleri başta olmak üzere farklı kanserler konusunda oturumlar olacağını dile getiren Üner, hekimleri ve hukukçuları buluşturan bir kongre olduğunu kaydetti.</p><p>- "Kongrede sahnede ilk defa gençler olacak"</p><p>Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümünde uzmanlık eğitimi alan Dr. İmdat Eroğlu ise kongrenin özellikle gençler için ayrı öneme sahip olduğunu söyledi.</p><p>Yurt dışında da genç onkolog olarak Türkiye'yi temsil eden Eroğlu, "Rolümüz bu tip kongrelerde genelde dinleyici konumunda olmaktı ama ilk defa sahnede biz olacağız. Alanındaki uzman hocalarımızın gözetiminde güncel, bilimsel gelişmeleri biz konuşacağız, biz tartışacağız. Gençler için yol gösterici bir kongre." diye konuştu.</p><p>Kongre, 29 Mart'ta sona erecek.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/03/genc-onkologlar-antalyada-2-ulusal-onkoloji-fellow-kongresinde-bulustu.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Anadolu Ajansı</author>
                <link>https://sonhavadis.com/genc-onkologlar-antalyada-2-ulusal-onkoloji-fellow-kongresinde-bulustu/121349</link>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 12:00:23 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Gaziantep&#039;te inme geçiren hasta erken müdahaleyle hayata tutundu</title>
                                    <description>Gaziantep&#039;te yaşayan 68 yaşındaki Kemal Kılıç, geçirdiği inme sonrası hastanede uygulanan erken müdahaleyle sağlığına kavuştu.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Gaziantep'te yaşayan 68 yaşındaki Kemal Kılıç, geçirdiği inme sonrası hastanede uygulanan erken müdahaleyle sağlığına kavuştu.</p><p>Bir süredir konuşma bozukluğu ve zaman zaman bilinç kaybı yaşayan Kılıç, kıraathanede arkadaşlarıyla oturduğu sırada fenalaşarak bayıldı. Gaziantep Şehir Hastanesine kaldırılan Kılıç, burada tedavi altına alındı.</p><p>Nöroloji yoğun bakım ünitesinde yapılan değerlendirmede inme teşhisi konulan Kılıç'a, damardaki pıhtının eritilmesi amacıyla trombolitik (pıhtıda kullanılan ilaç tedavisi) tedavisi uygulandı. Yaklaşık 13 gün süren tedavi sürecinin ardından Kılıç sağlığına kavuştu.</p><p>Nöroloji Uzmanı Dr. Ramazan Şencan, AA muhabirine, inmede erken müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkati çekti.</p><p>Hastanın zamanında hastaneye ulaştırılması sayesinde ciddi bir riskin atlatıldığını belirten Şencan, büyük damar tıkanıklıklarında ölüm oranlarının yüksek seyrettiğini ifade etti.</p><p>İnme belirtilerinin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Şencan, "Konuşma bozukluğu, yüz kayması, kol ve bacakta güçsüzlük ile denge kaybı gibi durumlarda hastaların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurması gerekir." dedi.</p><p>Kemal Kılıç ise yeniden sağlığına kavuştuğu için mutlu olduğunu dile getirerek, "Masadan kalkamadım, ayağımı hareket ettiremedim. Sonrasında bayılmışım. Tedavi sürecim çok iyi geçti, şimdi kendimi iyi hissediyorum." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/03/gaziantepte-inme-geciren-hasta-erken-mudahaleyle-hayata-tutundu.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Anadolu Ajansı</author>
                <link>https://sonhavadis.com/gaziantepte-inme-geciren-hasta-erken-mudahaleyle-hayata-tutundu/121267</link>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 11:00:26 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda idrar kaçırma böbrek hastalıklarının habercisi olabilir</title>
                                    <description>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Aysel Taktak, çocuklarda görülen idrar kaçırma sorununun hafife alınmaması gerektiğini, bu durumun ciddi böbrek rahatsızlıklarının erken belirtisi olabileceğini belirtti.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Aysel Taktak, çocuklarda görülen idrar kaçırma sorununun hafife alınmaması gerektiğini, bu durumun ciddi böbrek rahatsızlıklarının erken belirtisi olabileceğini belirtti.</p>

<p>Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Doç. Dr. Aysel Taktak, özellikle okul çağındaki çocuklarda devam eden idrar kaçırma şikayetlerinin ihmal edilmemesinin altını çizerek, ailelerin bu konuda bilinçli olması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>İdrar kaçırmanın her zaman basit gelişim süreci olarak değerlendirilmemesi gerektiğine işaret eden Taktak, bazı durumlarda bu durumun böbrek ve idrar yolu hastalıklarının habercisi olabileceğine dikkati çekti.</p>

<p>Taktak, çocuklarda idrar kontrolünün genellikle 4-5 yaş civarında geliştiğini anlatarak, "Bu yaşlardan sonra devam eden ya da sonradan başlayan idrar kaçırma sorunları bazı sağlık problemlerinin habercisi olabilir. Özellikle sık tekrarlayan idrar kaçırma durumlarında altta yatan nedenin araştırılması önemlidir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Çocuklarda idrar kaçırmanın en sık nedenlerinden birinin idrar yolu enfeksiyonları olduğun kaydeden Taktak, idrar yolu enfeksiyonlarının zamanında tedavi edilmemesi durumunda böbrek dokusunda hasara yol açabileceğini aktardı.</p>

<p>Taktak, bu nedenle idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, karın veya bel ağrısı, ateş gibi belirtilerle birlikte görülen idrar kaçırma durumlarında mutlaka bir uzmana başvurulması önerisinde bulundu.</p>

<p>Bazı çocuklarda idrar kaçırmanın mesane fonksiyon bozuklukları veya doğuştan gelen idrar yolu anomalileriyle ilişkili olabileceğini vurgulayan Taktak, şunları kaydetti:</p>

<p>"Çocuklarda gündüz ya da gece sık tekrarlayan idrar kaçırma, ani idrar yapma isteği, idrarı tutamama gibi şikayetler mesane ve böbrek sağlığı açısından değerlendirilmelidir. Erken tanı sayesinde böbreklerin korunması ve olası komplikasyonların önlenmesi mümkün olabilir. Sık idrar yolu enfeksiyonu geçiren, idrar kaçırma problemi yaşayan ya da tuvalet alışkanlıklarında belirgin değişiklik görülen çocukların bir uzman tarafından değerlendirilmesi önemlidir. Erken dönemde yapılan tanı ve tedavi, böbrek sağlığının korunmasında önemli rol oynar."</p>

<p>Sağlıklı tuvalet alışkanlıklarının kazandırılması, yeterli sıvı tüketimi ve düzenli sağlık kontrollerinin çocuklarda böbrek ve idrar yolu sağlığının korunmasına katkı sağladığını ifade eden Taktak, şüpheli belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/03/cocuklarda-idrar-kacirma-bobrek-hastaliklarinin-habercisi-olabilir.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Anadolu Ajansı</author>
                <link>https://sonhavadis.com/cocuklarda-idrar-kacirma-bobrek-hastaliklarinin-habercisi-olabilir/121169</link>
                <pubDate>Wed, 25 Mar 2026 10:20:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye&#039;de yaklaşık 9 bin tüberküloz hastasının tamamı ücretsiz tedavi görüyor</title>
                                    <description>Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Polikliniği&#039;nde görevli Prof. Dr. Mediha Gönenç Ortaköylü, Türkiye&#039;nin tüberkülozla mücadelede dünya ortalamasının üzerinde olduğunu belirterek, yaklaşık 9 bin hastanın tamamının ücretsiz tedavi gördüğünü bildirdi.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Yedikule Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Polikliniği'nde görevli Prof. Dr. Mediha Gönenç Ortaköylü, Türkiye'nin tüberkülozla mücadelede dünya ortalamasının üzerinde olduğunu belirterek, yaklaşık 9 bin hastanın tamamının ücretsiz tedavi gördüğünü bildirdi.</p>

<p>Ortaköylü, Dünya Tüberküloz Günü kapsamında AA muhabirine yaptığı açıklamada, enfeksiyon hastalığı olan tüberkülozun tedavi edilmediğinde ölümle sonuçlanabildiğini söyledi.</p>

<p>Dünya genelinde yaklaşık 10,3 milyon tüberküloz hastası bulunduğunu, hastalıkla mücadeleye rağmen düşüş hızının sınırlı kaldığını belirten Ortaköylü, "Dünyada hafif bir düşme trendi olmakla beraber yıllık düşüş oranları çok az, yüzde 1,5-2 civarında. Başarılı bir mücadele için yüzde 10-15 düzeyinde azalma olması gerekiyor." dedi.</p>

<p>Ortaköylü, Türkiye'de ise daha olumlu bir tablo olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:</p>

<p>"Türkiye tüberkülozla mücadelede dünya ortalamasına göre daha başarılı bir performans sergiliyor. Tüberkülozla mücadelede çok daha iyi, çok daha başarılıyız. Yaklaşık 9 bin tüberküloz hastamız var, tamamı tedaviye erişebiliyor, hepsi tedavi alıyor. Bunun yanında 170 ile 200 dirençli tüberküloz hastamız var. Yeni kısa süreli tedavi rejimine başladık. Bunu çok başarılı bir şekilde sürdürüyoruz. Dirençli hastalarımız da 6 ayda hassas tüberküloz hastaları gibi kısa sürede tedavi olabiliyorlar artık."</p>

<p>- Belirtileri arasında uzun süren öksürük, gece terlemesi, zayıflama ve iştahsızlık bulunuyor</p>

<p>Prof. Dr. Ortaköylü, solunum yoluyla bulaşan tüberkülozun tokalaşma, ortak eşya kullanma ya da aynı bardaktan su içmeyle sirayet etmediğini belirtti.</p>

<p>Tüberküloza neden olan bakterinin bulaştığı kişilerin hemen hastalanmadığını, bunların yüzde 5'inde ilk 2 yılda hastalık geliştiğini anlatan Ortaköylü, bağışıklık sisteminin zayıfladığı durumlarda hastalığın ortaya çıkma riskinin arttığını, yaşlılık, eşlik eden hastalıklar ve beslenme yetersizliklerinin bu süreçte etkili olduğunu aktardı.</p>

<p>Ortaköylü, tüberküloz belirtilerinin başka hastalıklarla karışabildiğine dikkati çekerek, "İki haftadan uzun süren öksürük, buna gece terlemesi, zayıflama, iştahsızlık gibi semptomlar eşlik ediyorsa tüberkülozu düşünmemiz lazım." uyarısında bulundu.</p>

<p>Belirtiler görüldüğünde en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Ortaköylü, "Toplumda hastalık var olduğu sürece herkes risk altındadır. Belirtilerin fark edilmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması hem birey hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Türkiye'de tüberkülozun tanı ve tedavisi ücretsiz yapılıyor. Verem savaş dispanserlerimiz, hastanelerimiz var." diye konuştu.</p>

<p>- "Ortalama 6 aylık tedavi süremiz var"</p>

<p>Prof. Dr. Mediha Gönenç Ortaköylü, hastalığın ilerlemesi halinde daha ciddi sonuçlar doğurabileceğini dile getirerek, erken tanının hem hastanın iyileşme sürecini kolaylaştırdığını hem de bulaşın önlenmesinde kritik rol oynadığını ifade etti.</p>

<p>Tüberkülozun yalnızca akciğerleri değil, tüm organları etkileyebildiğine işaret eden Ortaköylü, "Menenjite yol açabilir ve bu durum ölümcül olabilir. Kemik, eklem, böbrek tüberkülozu olabilir. Kan yoluyla tüm organlara yayılabilir. Tedavi ağırlıklı olarak ağızdan alınan ilaçlarla yürütülüyor. Ortalama 6 aylık bir tedavi süremiz var. İlaçları düzenli içmek çok önemli." şeklinde konuştu.</p>

<p>- "Hastalar her türlü bakımdan yararlanabiliyor"</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler tarafından 2030 yılına kadar tüberkülozun sona erdirilmesinin hedeflendiğini aktaran Ortaköylü, bunun için tanıya erişimin hızlandırılması, ilaçlara ulaşımın artırılması ve sosyal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Yoksulluk, beslenme yetersizliği ve savaşların hastalıkla mücadeleyi zorlaştıran başlıca etkenler olduğunu vurgulayan Ortaköylü, "Türkiye'de ise ücretsiz sağlık hizmetinin yanında hastaların yakından takip edilmesi önemli bir avantaj. Ülkemizde veremle mücadele uzun yıllara dayanıyor. Sağlık hizmetlerine ulaşım ücretsiz, tetkikler ücretsiz, ilaçlar ücretsiz. Hastalar her türlü bakımdan yararlanabiliyor." diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/03/turkiyede-yaklasik-9-bin-tuberkuloz-hastasinin-tamami-ucretsiz-tedavi-goruyor.jpg</image>
                                <category>Sağlık</category>
                <author>Anadolu Ajansı</author>
                <link>https://sonhavadis.com/turkiyede-yaklasik-9-bin-tuberkuloz-hastasinin-tamami-ucretsiz-tedavi-goruyor/121085</link>
                <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>ALS: Vücudu hapseden hastalık ve ona yakalanan ünlü isimler</title>
                                    <description>Stephen Hawking&#039;den Erol Köse&#039;ye, Lou Gehrig&#039;den Eric Dane&#039;e... Kaslarını kaybeden ama azimleriyle tarihe geçen ALS hastası ünlülerin sarsıcı hikayeleri.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<h2>Bedenin Sustuğu, Ruhun Konuştuğu Durak: ALS ve Ünlüler</h2>

<p>ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz), tıp dünyasında hâlâ gizemini koruyan ve sinir hücrelerini etkileyerek kasları işlevsiz bırakan amansız bir hastalık. Ancak tarih, bu zorlu teşhise rağmen dünyayı değiştiren, rekorlar kıran ve milyonlara ilham olan isimlerle dolu. İşte ALS ile simgeleşmiş o isimler:</p>

<h3>1. Stephen Hawking: Evrenin Gizemini Gözleriyle Çözdü</h3>

<p>21 yaşında teşhis konulduğunda doktorların "2 yıl ömrün kaldı" dediği dahi fizikçi, ALS ile tam 55 yıl yaşadı. Tekerlekli sandalyesine bağlı özel bir bilgisayar sistemi ve sadece yanak kasını kullanarak evrenin sırlarını anlattı. Hawking, ALS’nin zekayı etkilemediğinin en büyük kanıtı oldu.</p>

<h3>2. Lou Gehrig: Hastalığa İsmini Veren Efsane</h3>

<p>Amerikan beyzbolunun efsanesi Lou Gehrig, kariyerinin zirvesindeyken ALS'ye yakalandı. 1939'da yaptığı veda konuşmasında "Dünyanın en şanslı adamı sayılırım" diyerek milyonları ağlatmıştı. Batı dünyasında bu hastalık hâlâ <b>"Lou Gehrig Hastalığı"</b> olarak anılmaktadır.</p>

<h3>3. Sedat Balkanlı: Türk Futbolunun Unutulmaz Kaptanı</h3>

<p>Fenerbahçe ve Galatasaray formalarını terleten milli futbolcu Sedat Balkanlı, 1997'de teşhis aldıktan sonra tam 12 yıl boyunca bu amansız hastalıkla onurlu bir mücadele verdi. Eşi şükran Hanım ile birlikte ALS farkındalığı için Türkiye’de bir sembol haline geldi.</p>

<h3>4. Suna Kıraç: İş Dünyasında Sessiz Ama Güçlü Bir Veda</h3>

<p>Koç Holding’in efsanevi ismi Suna Kıraç, 20 yıl boyunca ALS ile yaşadı. Hareket edemiyor, konuşamıyordu; ancak sadece göz kırparak iletişim kurarak dev eğitim projelerine imza attı. Yazdığı "Ömrümden Uzun İdeallerim Var" kitabı binlerce kişiye ışık oldu.</p>

<h3>5. Eric Dane ve Erol Köse: 2026'nın Acı Kayıpları</h3>

<p>Bu yılın başlarında kaybettiğimiz Hollywood yıldızı <b>Eric Dane</b> (Grey's Anatomy) ve Türkiye'nin ünlü yapımcısı <b>Erol Köse</b>, ALS'nin fiziksel yıkımına karşı verdikleri mücadelelerle hastalığın ne kadar hızlı ilerleyebildiğini ve psikolojik etkilerini tüm dünyaya bir kez daha hatırlattı.</p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/03/post121057_69c18636892eb.jpg</image>
                                <category>Gündem,Sağlık</category>
                <author>Editör Yazı işleri</author>
                <link>https://sonhavadis.com/gorunmez-bir-hapishane-als-hastaligina-yakalanan-dunyaca-unlu-isimler/121057</link>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 21:20:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Grey’s Anatomy yıldızı Eric Dane de ALS’ten hayatını kaybetmişti</title>
                                    <description>Grey’s Anatomy yıldızı Eric Dane, ALS hastalığına yakalandığını açıklamasından 10 ay sonra 19 Şubat’ta hayatını kaybetmişti. Hastalık yeniden gündemde.</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p>Grey’s Anatomy ve Euphoria dizileriyle tanınan Amerikalı oyuncu Eric Dane, ALS hastalığı nedeniyle 19 Şubat 2026’da hayatını kaybetmişti. Ünlü oyuncunun ölümü, ALS hastalığına yönelik farkındalığı bir kez daha artırdı.</p>

<p>53 yaşında hayatını kaybeden Dane, ALS teşhisini Nisan 2025’te açıklamış ve hastalıkla mücadelesini kamuoyuyla paylaşmıştı.</p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Grey’s Anatomy yıldızı Eric Dane de ALS’ten hayatını kaybetmişti" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="500" src="https://www.sonhavadis.com/images/uploads/2026/03/eric-dane-greys-anatomy-69c181a49ac85.webp" width="750" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Grey's Anatomy'nin Dr. Mark Sloan'u Eric Dane</figcaption>
</figure>

<h3>10 ay süren mücadele ve farkındalık çalışmaları</h3>

<p>Eric Dane, teşhis sonrası yalnızca tedavi sürecine odaklanmadı, aynı zamanda ALS hastalığına dikkat çekmek için aktif rol aldı.</p>

<p>Ünlü oyuncu, hastalığın tedavisine yönelik araştırmalara destek verirken, bağış kampanyaları ve farkındalık projelerinde yer aldı.</p>

<p>Ailesi yaptığı açıklamada,</p>

<p>“Eric Dane, ALS ile verdiği cesur mücadelenin ardından hayatını kaybetti” ifadelerini kullandı.</p>

<h3>Netflix belgeseli: Son sözleri gündemde</h3>

<p>Eric Dane’in yaşamı ve hastalık süreci, ölümü sonrası yayonlanması kararlaşırılmış, 19 Şubat 2026'da Eric Dane'nin ölümünün ardından Netflix’in 2026 yılında yayınladığı</p>

<p><b>“Famous Last Words: Eric Dane”</b> belgeseliyle yeniden gündeme geldi.</p>

<p>Belgeselde:</p>

<ul>
	<li>
	<p>Oyuncunun kariyeri</p>
	</li>
	<li>
	<p> Mücadelesi</p>
	</li>
	<li>
	<p>ALS sürecindeki yaşadıkları</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kızlarına verdiği duygusal mesajlar</p>
	</li>
</ul>

<p>detaylı şekilde ele alınıyor.</p>

<p>Dane’in belgeselde verdiği en dikkat çekici mesaj ise:</p>

<p>👉 <b>“Şimdiki zamana odaklanmak”</b> oldu.</p>

<figure class="text-center my-4"><img alt="Grey’s Anatomy yıldızı Eric Dane de ALS’ten hayatını kaybetmişti" class="mx-auto max-w-full h-auto shadow-sm" height="382" src="https://www.sonhavadis.com/images/uploads/2026/03/eric-dane-als-nedeniyle-hayatini-kaybetti-69c180f821542.jpg" width="636" />
<figcaption class="mt-2 text-sm text-gray-600 italic">Eric Dane ALS Hastalığı Sebebiyle Şubat 2026'da hayatını kaybetti</figcaption>
</figure>

<h3>ALS ile mücadelesini anlattı</h3>

<p>Belgesel, Eric Dane’in ALS teşhisi sonrası yaşadığı fiziksel ve duygusal süreci gözler önüne sererken, hastalıkla mücadelede umut ve direncin önemine de vurgu yapıyor.</p>

<p>Oyuncunun, yaşamının son döneminde hem ailesine hem de dünyaya verdiği mesajlar izleyiciler üzerinde derin bir etki bırakıyor.</p>

<h3>Kariyeri</h3>

<p>1972 doğumlu Eric Dane, özellikle:</p>

<ul>
	<li>
	<p>Grey’s Anatomy’de “Dr. Mark Sloan”</p>
	</li>
	<li>
	<p>Euphoria’da “Cal Jacobs”</p>
	</li>
</ul>

<p>rolleriyle tanındı.</p>

<p>Ayrıca Charmed, The Last Ship ve birçok sinema filminde de rol aldı.</p>

<blockquote>
<p>👉<b>ALS hakkında detaylı bilgi için </b><a href="https://sonhavadis.com/erol-kosenin-veda-nedeni-als-hastaligi-nedir-belirtileri-nelerdir/121054">ALS hastalığı nedir, belirtileri nelerdir?</a> haberimizi okuyabilirsiniz.</p>
</blockquote>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/03/greys-anatomy-yildizi-eric-dane-de-alsten-hayatini-kaybetmisti_69c180695fa36.webp</image>
                                <category>Sağlık,Magazin</category>
                <author>Editör Yazı işleri</author>
                <link>https://sonhavadis.com/greys-anatomy-yildizi-eric-dane-de-alsten-hayatini-kaybetmisti/121055</link>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 20:51:00 +0300</pubDate>
            </item>
                                <item>
                <title>Erol Köse&#039;nin veda nedeni: ALS hastalığı nedir, belirtileri nelerdir?</title>
                                    <description>Ünlü yapımcı Erol Köse&#039;nin veda notuyla gündeme gelen ALS hastalığı hakkında her şey. Kas erimesiyle bilinen bu sinsi hastalıkla nasıl mücadele edilir?</description>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<h2>Adım Adım Hareketsizliğe Mahkum Eden Hastalık: ALS Nedir?</h2>

<p>Tıbbi adıyla <b>Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS)</b>, merkezi sinir sisteminde, omurilik ve beyin sapı adı verilen bölgede motor nöronların (kasları besleyen sinir hücrelerinin) kaybı nedeniyle oluşan bir hastalıktır. Bu hücrelerin kaybı, kasların beslenememesine ve zamanla zayıflayarak erimesine yol açar. Zihin fonksiyonlarının genellikle sağlam kaldığı bu hastalıkta, vücut adeta bir hapse dönüşebilir.</p>

<h3>ALS Hastalığının İlk Belirtileri Nelerdir?</h3>

<p>Hastalık genellikle sinsi başlar ve her hastada farklı seyredebilir. En yaygın ilk belirtiler şunlardır:</p>

<ul>
	<li>
	<p><b>Kaslarda Seğirme ve Kramplar:</b> Özellikle kol ve bacaklarda kontrolsüz hareketler.</p>
	</li>
	<li>
	<p><b>Kas Güçsüzlüğü:</b> Eşyaları taşımada zorluk, sık sık düşme veya yürüme güçlüğü.</p>
	</li>
	<li>
	<p><b>Konuşma Bozukluğu:</b> Kelimelerin ağızda yuvarlanması veya yutkunma zorluğu.</p>
	</li>
	<li>
	<p><b>İnce Motor Beceri Kaybı:</b> Düğme iliklemek veya yazı yazmak gibi günlük işlerde yetersizlik.</p>
	</li>
</ul>

<h3>ALS Hastalığından Korunmak Mümkün mü?</h3>

<p>ALS'nin kesin nedeni günümüzde hala tam olarak bilinmemektedir. Vakaların yaklaşık <b>%10'u genetik</b> geçişliyken, %90'ı "sporadik" yani nedeni belirsiz şekilde ortaya çıkar. Kesin bir korunma yöntemi olmasa da uzmanlar şu noktalara dikkat çekiyor:</p>

<h3>Risk Faktörleri ve Önlemler</h3>

<ol start="1">
	<li>
	<p><b>Çevresel Etkenler:</b> Tarım ilaçları (pestisitler) ve ağır metallere maruz kalmanın riski artırabileceği düşünülmektedir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><b>Sigara Kullanımı:</b> Bazı çalışmalar sigaranın ALS riskini artırdığını göstermektedir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><b>Antioksidan Beslenme:</b> Sinir hücrelerini korumak adına renkli sebze ve meyvelerden zengin beslenmenin önemi vurgulanmaktadır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><b>Düzenli Egzersiz:</b> Kas yapısını güçlü tutmak genel sinir sağlığı için kritiktir.</p>
	</li>
</ol>

<hr />
<blockquote>
<h4>Önemli Not: Teşhis ve Tedavi</h4>

<p>ALS tanısı; EMG, MR ve çeşitli kan tahlilleriyle uzman bir nörolog tarafından konur. Günümüzde hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavi olmasa da, yaşam kalitesini artıran ve süreci yavaşlatan ilaç ve fizik tedavi yöntemleri mevcuttur.</p>
</blockquote>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://sonhavadis.com/images/media/2026/03/erol-kosenin-veda-nedeni-als-hastaligi-nedir-belirtileri-nelerdir_69c17ae878ffb.jpg</image>
                                <category>Gündem,Sağlık</category>
                <author>Editör Yazı işleri</author>
                <link>https://sonhavadis.com/erol-kosenin-veda-nedeni-als-hastaligi-nedir-belirtileri-nelerdir/121054</link>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 20:29:00 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
