Dış basında yer alan bilgilere göre, uzmanlar Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler nedeniyle Orta Asya’da bölgesel enerji entegrasyonuna duyulan ihtiyacın giderek arttığını vurguluyor. Hürmüz krizinden doğabilecek enerji kesintilerinin, bölgede enerji güvenliği arayışını daha da güçlendirebileceği belirtiliyor. Bu durum, tek bir dış güzergâha veya tek bir yakıt kaynağına aşırı bağımlılığın stratejik riskler taşıdığını ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre bölge, 2030-2040 yılları arasında daha çeşitlendirilmiş bir elektrik üretim yapısına yönelmek durumunda kalacak. Orta Asya’nın bazı ülkelerinde elektrik üretiminin yüzde 90’a varan bölümü tek bir kaynağa dayanıyor. Bu nedenle bölgede yenilenebilir enerjinin payının önemli ölçüde artırılması gerektiği ifade ediliyor.
Orta ölçekli senaryoya göre, en iddialı yeşil senaryoyla karşılaştırıldığında sermaye harcamaları yüzde 25-40 oranında azalabilir, karbon emisyonları ise 5 kat düşebilir. Bu senaryoda yeni enerji karışımının yüzde 20’sinin kömür ve karbon yakalama-depolama teknolojilerinden, yüzde 25’inin doğal gazdan, yüzde 15’inin nükleer enerjiden, yüzde 40’ının ise yenilenebilir enerji ve enerji depolama sistemlerinden oluşabileceği öngörülüyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: