Her şey 2005 yılında, Sait Ali Bayrak’ın annesinin hastane odasında verdiği bir bilgiyle başladı. Annesinin iddiasına göre, babasından miras kalan 6 dev sandık içerisinde yaklaşık 6 ton altın, İsviçre’deki Credit Suisse bankasında bulunuyordu. Bayrak, Zürih’e gidip varlıkları almak istediğinde "ülke dışına çıkarılamaz" engeliyle karşılaşınca, bugüne kadar sürecek olan hukuk savaşının fitili ateşlendi.
"Büyükelçi Evimde Kaldı, Söz Verdi"
Sait Ali Bayrak, davanın geçmişine dair çarpıcı bir iddiayı da gündeme getirdi. Dönemin İsviçre Ankara Büyükelçisi Raimund Kunz’un bizzat Elazığ’a gelerek kendisinde misafir olduğunu belirten Bayrak, süreci şöyle anlattı:
"Sayın Büyükelçi evimde konakladı. Bana İsviçre Konfederasyonu adına söz verdi; 'Lütfen konuşmayın, bu konuyu çözeceğiz' dedi. Biz de kültürümüz gereği verdiğimiz sözü tuttuk ve yıllarca bekledik. Ancak geçen yıllara rağmen hiçbir somut adım atılmadı."
Sessizlik Yemini Bozuldu: Yeni Muhatap UBS Bank
Dünyaca ünlü Credit Suisse bankasının geçtiğimiz dönemde yaşadığı kriz sonrası UBS Bank tarafından devralınması, davanın seyrini değiştirdi. Bayrak, bu birleşmenin sorumluluğu UBS'e yüklediğini belirterek şu sert açıklamalarda bulundu:
-
Yeminimi Bozuyorum: "Artık susmayacağım. Büyükelçiye verdiğim sözü, onların hiçbir şey yapmaması üzerine bozuyorum."
-
UBS'e Gözdağı: "Credit Suisse bu baskılara dayanamayıp iflas etti. UBS bu sorumluluğu üstlendi ama onların da akıbeti aynı olabilir."
-
Hedef Elazığ: "O varlıklar eninde sonunda Elazığ’a gelecek. Bu sorunun altından kalkamayacaklar."
Yorumlar
Kalan Karakter: