Ortak bir bildiri yayımlayan kuruluşlar, İsrail'in 30 Aralık tarihinde 37 yardım örgütüne resmi bildirimde bulunduğunu ve lisans iptali sürecini başlattığını duyurdu. Bu kararın uygulanması halinde, Gazze ve Batı Şeria'daki yardım operasyonlarının büyük bir darbe alacağı ve milyonlarca sivilin temel ihtiyaçlara erişiminin kesileceği belirtiliyor.
Bildiride yer alan verilere göre, İsrail hükümetinin tanıdığı 60 günlük sürenin sonunda söz konusu kuruluşların bölgedeki faaliyetlerini tamamen durdurması gerekiyor. Bu durumun, halihazırda büyük bir yıkımın yaşandığı Gazze'de ve baskıların arttığı Batı Şeria'da insani krizi derinleştirmesinden endişe ediliyor. Yardım kuruluşları, uluslararası toplumu ve bağışçı ülkeleri harekete geçmeye çağırarak, İsrail'in bu "siyasi tercihinden" geri adım atması için diplomatik baskı kurulmasını talep ediyor.
Gazze ve Batı Şeria'da İnsani Kriz Derinleşebilir
Ortak açıklamada, lisansları tehlikede olan STK'ların Filistin'e ulaştırılan toplam insani yardımın yüzde 60'ını karşıladığına dikkat çekiliyor. Gazze'de dağıtılan gıda yardımlarının yarısından fazlasını, sahra hastanelerinin yüzde 60'ını ve barınma hizmetlerinin dörtte üçünü sağlayan bu kuruluşların devre dışı kalması, bölgedeki yaşam zincirinin kopması anlamına geliyor. Özellikle ağır akut yetersiz beslenme tedavisi gören çocukların tamamına yakınının bu örgütlerin desteğiyle hayatta kaldığı vurgulanıyor.
Kış şartlarının ağırlaşmasıyla birlikte Gazze'de 1,3 milyon kişinin acil barınma ihtiyacı duyduğu bir dönemde, yardım faaliyetlerinin kısıtlanması felaketin boyutunu artırıyor. Batı Şeria'da ise artan askeri baskınlar ve yerleşimci şiddeti nedeniyle yerinden edilen sivillerin, STK'ların desteğine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu belirtiliyor.
İsrail'e ve Uluslararası Topluma Acil Çağrı
Aralarında Uluslararası Af Örgütü, Oxfam, Sınır Tanımayan Doktorlar ve Islamic Relief gibi önde gelen yapıların da bulunduğu 53 kuruluş, yaşanan sürecin teknik bir prosedür değil, bilinçli bir engelleme politikası olduğunu savunuyor. Bildiride, insani erişimin uluslararası hukuk gereği bir zorunluluk olduğu hatırlatılıyor ve İsrail hükümetine lisans iptali sürecini derhal durdurma çağrısı yapılıyor.
Ayrıca bağışçı devletlere de seslenen STK'lar, diplomatik nüfuzlarını kullanarak İsrail'in bu kararını geri çekmesi için baskı yapmalarını istiyor. 7 Ekim 2023'ten bu yana 500'den fazla insani yardım çalışanının hayatını kaybettiği bölgede, kalan kuruluşların da yasal engellerle sahadan uzaklaştırılmasının, sivilleri tamamen savunmasız bırakacağı ifade ediliyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: