İran İstihbarat Bakanlığı, İsrail'in İslam coğrafyasının kalbindeki kutsal mekânı hedef alan karanlık bir senaryo üzerinde çalıştığını öne sürdü. Tahran'ın yarı resmi Tasnim Haber Ajansı aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılan bu iddialı belgeler, tüm dikkatleri Ramazan'ın son haftasına çevirdi.
Bölgede yüzlerce balistik füzenin havada uçuştuğu, İran ile İsrail arasındaki karşılıklı saldırıların tırmandığı bu atmosferde ortaya çıkan rapor, savaşın boyutunu tamamen farklı bir zemine taşıma potansiyeli taşıyor. İran İstihbarat Bakanlığı'nın deşifre ettiği iddia edilen bu gizli dosya, Sünni ve Şii dünyasını tek bir çatı altında birleştirebilecek türden bir provokasyon planına işaret ediyor.

Mescid-i Aksa'ya sahte bayrak saldırısı mı planlanıyor?
İddiaya göre İsrail ordusu ve Mossad, Ramazan'ın son Cuma'sında her yıl küresel ölçekte Filistin'e destek yürüyüşleriyle anılan Kudüs Günü'nde büyük çaplı bir provokasyon girişiminde bulunmayı planlıyor. Söz konusu plana göre Mescid-i Aksa'ya İHA veya füzeyle yıkıcı bir saldırı düzenlenecek; ancak bu eylem sanki İran, Hizbullah ya da Husiler tarafından gerçekleştirilmiş gibi gösterilecek. Bölgede binlerce füzenin çapraz ateşe tuttuğu bu ortamın, söz konusu "hedef sapması" yalanına inandırıcılık kazandırmak için biçilmiş kaftan olduğu değerlendiriliyor.
İddialar bununla sınırlı kalmıyor. İran İstihbarat Bakanlığı, İsrail'in planı hayata geçirmeden önce Mescid-i Aksa çevresinde ve Eski Kudüs'te yaşayan Yahudileri gizlice tahliye etmeye giriştiğini de öne sürüyor. Bu ayrıntı, planın ne denli kasıtlı ve sistemli biçimde kurgulandığını gözler önüne seriyor.
Süleyman Mabedi hayali ve Harem-i Şerif'in kaderi
Mescid-i Aksa ve Kubbet'üs Sahra'nın yıkılması meselesi, bölge jeopolitiğini yakından takip eden uzmanlara yabancı bir senaryo değil. İsrail'in onlarca yıldır Harem-i Şerif altında tünel kazıları ve arkeolojik çalışmalar adı altında yürüttüğü faaliyetler, aşırı sağcı ve Mesihçi Yahudi çevrelerin taleplerini fiilen besliyor. Bu gruplar, bölgede kalıcı Yahudi egemenliğinin sağlanması ve Üçüncü Tapınak'ın (Süleyman Mabedi) inşa edilmesi için Aksa'nın ortadan kaldırılmasının zorunlu olduğuna inanıyor.
Güvenlik analistleri ise İsrail'in mevcut savaşın yarattığı kaotik ortamı, bu köklü planını hayata geçirmek için "tarihi bir fırsat" olarak değerlendirme ihtimaline dikkat çekiyor. Sahte bayrak operasyonlarının bölgedeki sicili bu şüpheleri güçlendiriyor; Körfez'deki petrol tesislerine yönelik saldırılardan Nahçıvan'a düşen insansız hava araçlarına uzanan uzun bir liste, kaynağı tartışmalı provokasyonlarla dolu.
Tüm İslam dünyasını sürükleyebilecek bir kıvılcım
Güvenlik uzmanlarına göre böyle bir saldırının gerçekleşmesi halinde sonuçlar hesaplanamaz. Mescid-i Aksa'nın tahrip edilmesi, Sünni-Şii ayrımını yok edecek; tüm İslam coğrafyasını derinden saracak ve geri dönüşü olmayan bir din savaşının fitilini ateşleyecek nitelikte. Bölge analistleri, İsrail ve ABD'nin Körfez ülkelerini, Türkiye'yi ve daha geniş İslam dünyasını çatışmaya çekmeye yönelik çok katmanlı senaryolar ürettiğini vurguluyor.
Tüm gözler şimdi Ramazan'ın son Cuma'sına, yani Kudüs Günü'ne çevrilmiş durumda. Bu tarihin yaklaşmasıyla birlikte Orta Doğu'daki gerginlik yeni bir boyut kazanıyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: