Basın mensuplarıyla bir araya geldiği iftar programında konuşan Uraloğlu, projenin mevcut koşullarda hükümetin birincil gündem maddesi olmadığını söyledi. Gazeteci Fırat Kozok'un aktardığı bilgiye göre Bakan, "Kanal İstanbul bugünün Türkiye'sinde birincil öncelik değil. Finansman imkanları rahatladığında hayata geçireceğiz" ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, bir dönem "çılgın proje" olarak tanıtılan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kişisel vizyonuyla özdeşleşen Kanal İstanbul'un fiilen askıya alındığı şeklinde yorumlandı. Ekonomik sıkıntılar, Orta Doğu'daki savaşın yarattığı küresel belirsizlik ve projeye yönelik yoğun toplumsal muhalefet, bu kararın arka planını oluşturuyor.

Projeye neden karşı çıkılıyordu?
Kanal İstanbul projesi, açıklandığı ilk günden itibaren bilim insanları, çevreciler, şehir plancıları ve muhalefet partilerinin yoğun itirazlarıyla karşılaşmıştı. Eleştirilerin başında projenin Marmara Denizi'nin ekolojik dengesini geri dönülemez biçimde tahrip edeceği, olası bir İstanbul depreminde ciddi riskler yaratacağı ve ülkeye devasa bir mali yük getireceği geliyordu. Yerbilimci akademisyenler, kanalın açılması halinde Marmara'daki oksijensiz tabakayı tetikleyebileceği konusunda defalarca uyarıda bulunmuştu.
Savaş gölgesinde ulaşım krizi de masada
Aynı iftar programında Bakan Uraloğlu, Hürmüz Boğazı'ndaki deniz trafiği krizine de değindi. Bölgede yaklaşık 800 geminin mahsur kaldığını, bunlar arasında 14 Türk sahipli geminin bekletildiğini ve 6 kruvaziyer gemisinin yolcularıyla birlikte bekleme pozisyonunda olduğunu açıkladı. Hava ulaşımında ise İran'da bir THY ve bir Pegasus uçağının kaldığını, karayolu taşımacılığının Kafkasya üzerinden alternatif rotalara kaydırıldığını belirtti.
Uraloğlu'nun Kanal İstanbul açıklaması, Orta Doğu krizinin yoğun gündemi arasında geri planda kalsa da siyasi açıdan son derece önemli bir mesaj niteliğinde. Hükümetin yıllarca savunduğu mega projenin ekonomik gerekçelerle ertelenmesi, iktidarın öncelikler sıralamasında köklü bir değişime işaret ediyor. Muhalefet cephesinden ise Uraloğlu'nun sözleri, projenin başından beri eleştirdikleri gibi gerçekçi olmadığının kanıtı olarak değerlendiriliyor. CHP başta olmak üzere muhalefet partileri, Kanal İstanbul'un iptal edilmesi gerektiğini savunmaya devam ediyor. Projenin güzergahındaki imar değişikliklerinin ise hâlâ sürmesi, tartışmayı daha da karmaşık hale getiriyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: