Bir ülkeye atılan bomba yalnızca binaları yıkmaz; bazen binlerce yılın düşünce geleneğini, şiirini, matematiğini, felsefesini ve irfanını hedef alır.
İran’a yönelik saldırıları yalnızca jeopolitik bir hesap olarak okumak eksiktir. Çünkü İran sadece bir devlet değildir; aynı zamanda bir medeniyet havzasıdır.
O topraklar Firdevsî’nin dili, İbn Sina’nın aklı, Mevlânâ’nın ateşi ve Ömer Hayyam’ın şüpheci zekâsını taşır.
Medeniyet ve Güç
Bir medeniyetin toprağına bomba düştüğünde aslında yalnızca bir ülke değil, insanlığın ortak mirası da hedef alınır.
Hayyam’ın bir rubaisi bazen bir imparatorluğun bütün propagandasından daha uzun yaşar. Çünkü güç geçicidir, düşünce ise kalıcıdır.
Roma çöktü ama Seneca kaldı. Moğol orduları geçti ama Mevlânâ kaldı. İmparatorluklar dağıldı ama Hayyam’ın dörtlükleri kaldı.
Bu yüzden medeniyetler yalnızca savaş meydanlarında değil, anlam dünyasında da mücadele ederler.
Sivil Vicdanın Sorumluluğu
Bugünün trajedisi şudur: Dünyayı yöneten güçler kendilerini tarihin merkezinde zanneder. Oysa tarihin gerçek merkezi çoğu zaman şairlerin ve düşünürlerin cümlelerinde saklıdır.
Devletler savaşabilir; fakat insanlığın vicdanı savaşmak zorunda değildir.
Gerçek medeniyet başka bir ülkenin toprağına bomba atmaktan değil, onun şairini okuyabilmekten geçer.
Bir bomba bir şehri yıkabilir ama bir dörtlüğü yok edemez.
Sonuç: Anlamı Savunmak
Bir gün tarih bugünün savaşlarını yazacaktır. Ama daha önemli bir soru soracaktır: İnsanlık bu saldırılar karşısında neyi savundu?
Toprağı mı, yoksa anlamı mı?
Silahların gürültüsü geçicidir. İnsanlığın düşünce mirası ise kalıcıdır.
Aforizmalar
• Bir şairin dört dizesi bazen bir imparatorluğun bütün ordularından daha uzun yaşar.
• Medeniyet toprağı işgal ederek değil, anlamı koruyarak kurulur.
• Güç gürültülüdür; düşünce ise sessiz ama kalıcıdır.
• Bombalar şehirleri yıkar, fakat insanlığın hafızasını silemez.
Yorumlar
Kalan Karakter: