Bir Azerbaycanlı yazar olarak yıllardır Türkiye basınında kardeşliğin, ortak hafızanın ve Türk dünyasına duyulan inancın izini taşıyan yazılar kaleme alıyor; bugün Son Havadis okurlarıyla aynı gönül köprüsünde buluşmanın manevi heyecanını yaşıyorum.
Bu satırlar Hazar’dan Marmara’ya, Bakü’den Ankara’ya, Karabağ’dan Anadolu’ya uzanan derin bir sevginin içinden doğuyor. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağ, tarihin, dilin, inancın, kültürün, acının, sevincin, duanın ve zaferin ortak adıdır.
Azerbaycan’da büyüyen her çocuk için Türkiye, aynı duaya açılan ellerin, aynı bayrağa sevgiyle bakan gözlerin, aynı sevinçte yüreği titreyen insanların yurdudur. Biz Türkiye’yi evimizin içinde, aile sohbetlerinde, bayram sofralarında, dualarımızda, türkülerimizde, çocuklarımızın dilinde tanıdık.
Anadolu’nun adı bizim gönlümüzde her zaman sıcak bir yer tuttu. İstanbul bizim için tarihimizin, kültürümüzün, medeniyet hafızamızın yaşayan nefesine dönüştü. Ankara, kardeş devletin kararlı duruşunu temsil etti. Çanakkale, Bakü, Karabağ, Şuşa ve Laçın ise aynı manevi yolun farklı durakları olarak ruhumuza yazıldı.
44 günlük Vatan Savaşı günlerinde bu kardeşliğin derinliği, canlılığı ve hakikati bütün dünya tarafından görüldü. Azerbaycan askeri cephede kahramanlık destanı yazarken, Türkiye’nin yüreği bizimle aynı ritimde çarptı. O günlerde Azerbaycan’ın her evinde iki bayrak yan yana dalgalandı: biri göğümüzün, biri gönlümüzün bayrağı gibi.
Karabağ Zaferi, Azerbaycan halkının iradesinin, ordusunun kahramanlığının, devlet gücünün ve millî birliğinin parlak sonucu oldu. Bu zafer, aynı zamanda Türk dünyasının ruhunda yeni bir sayfa açtı. Şuşa’da yükselen ezan, Laçın yolunda duyulan ayak sesi, Fuzuli’de, Cebrayıl’da, Zengilan’da, Ağdam’da dirilen hayat Türk milletinin tarih karşısındaki dik duruşunun ifadesine dönüştü.
Ben bir Azerbaycanlı kadın yazar olarak kalemi insanın vicdanı, milletin hafızası, geçmişten geleceğe uzanan manevi emanet olarak görüyorum. Yazmak benim için meslekten çok daha büyük bir sorumluluktur. Çünkü her cümlede bir ülkenin adı, bir annenin duası, bir şehidin hatırası, bir çocuğun geleceği, bir milletin onuru yaşar.
Bugüne kadar kaleme aldığım kitaplarda da bu ruhun izini taşıdım. Vatan sevgisini, liderlik iradesini, zaferin manevi yüceliğini, Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin sarsılmaz gücünü anlatmaya çalıştım. Çünkü inandığım bir hakikat var: milletlerin geleceği siyasi kararlarla, yazılan kitaplarla, korunan hatıralarla, söylenen sözlerle, nesilden nesile aktarılan değerlerle şekillenir.
Bugün Son Havadis ailesinde Azerbaycan Temsilcisi olarak yer almak benim için hem büyük bir sorumluluk hem de manevi bir gururdur. Bu köşede Azerbaycan’ın sesini Türkiye’ye, Türkiye’nin sevgisini Azerbaycan’a daha da yakınlaştırmak istiyorum. Bazen Karabağ’dan söz açacağım, bazen Türk dünyasının büyük yürüyüşünden, bazen kadının toplumdaki misyonundan, bazen eğitimden, kültürden, aileden, insanın iç dünyasından ve zamanın bize yüklediği sorumluluktan yazacağım.
Çünkü söz doğru yerden doğarsa, gönüller arasında köprüye dönüşür. Samimi bir cümle bazen uzun yolları kısaltır. Kalpten gelen bir fikir toplumların hafızasında iz bırakır. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağ da kökü tarihte, nefesi bugünde, yönü gelecekte olan büyük bir kardeşlik gücüdür.
Bu kardeşlik bizim için dünün hatırasıyla bugünün gücünü, yarının yol haritasını birleştiren manevi bir değerdir. Çanakkale’den Bakü’ye, Nuri Paşa’dan Karabağ’a, Şuşa’dan Ankara’ya, İstanbul’dan Laçın’a uzanan bu büyük manevi hattın üzerinde tarih var, şehit kanı var, ana duası var, devlet iradesi var, millet sevgisi var.
Ben bu köşede bir Azerbaycanlı kadının kalbiyle, bir yazarın sorumluluğuyla, bir annenin duasıyla, bir vatan evladının sevgisiyle yazacağım. Yazılarımda Azerbaycan’ın sesi, Türkiye’ye duyulan kardeş sevgisi, Türk dünyasına olan inanç ve insanın manevi dünyasına dair düşünceler yer alacak.
İlk yazımı bu inançla tamamlamak istiyorum:
Azerbaycan ile Türkiye arasında kurulan köprü yüreklerden, dualardan, bayraklardan, hatıralardan ve geleceğe duyulan inançtan örülmüş kutsal bir yoldur.
- O yolun adı kardeşliktir.
- O yolun yönü Türk dünyasının aydınlık yarınlarıdır.
- O yolun sesi Bakü’den Ankara’ya aynı sevgiyle yükselen bir milletin sesidir.
Aygül BAĞIROVA
Azerbaycan Temsilcisi
Yorumlar
Kalan Karakter: