Mısır’ın İskenderiye kentinde yapılan arkeolojik kazılarda Ptolemaios, Roma ve Bizans dönemlerine ait zengin mimari kalıntılar ve kültürel eserler ortaya çıkarıldı.
Mısır Eski Eserler Yüksek Konseyi’nin acil kazı ekibi tarafından İskenderiye’nin Muharrem Bey bölgesinde yürütülen çalışmalar, antik kentin şehir hayatı, mimarisi, ticaret ilişkileri ve sosyal yaşamına dair önemli bulgular sundu.
Kazıların en dikkat çeken bölümleri arasında Ptolemaios döneminin sonlarına tarihlenen nadir dairesel bir kamu hamamının kalıntıları, zarif mozaik döşemeleriyle öne çıkan Roma dönemine ait bir konut villası ve “toloi” olarak bilinen mimari unsurlar yer aldı. Bu buluntular, antik İskenderiye’nin gelişmiş şehir planlamasına, mimari inceliğine ve yüksek yaşam kültürüne sahip olduğunu gösteriyor.
Mısır Turizm ve Eski Eserler Bakanı Şerif Fethi, keşfi İskenderiye’nin arkeolojik mirasına değerli bir katkı olarak nitelendirdi. Fethi, kentin Akdeniz’de bilgi, kültür ve ticaretin önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek, yeni buluntuların İskenderiye’nin tarihî derinliğine dair yeni kapılar açtığını ifade etti.
Mısır Eski Eserler Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Hişam El-Leyti ise kazıların, antik kentin yapısını yeniden değerlendirmek açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. El-Leyti’ye göre yeni ortaya çıkarılan yapılar, bölgede yüzyıllar boyunca kesintisiz bir yaşamın sürdüğünü ve mahallelerin daha geniş şehir dokusu içinde zamanla geliştiğini ortaya koyuyor.
Kazılarda Ptolemaios döneminden Roma ve Bizans dönemlerine uzanan yerleşim izleri de tespit edildi. Bu süreklilik, araştırmacılara şehir yaşamının farklı dönemlerde nasıl şekillendiğini ve değişen koşullara nasıl uyum sağladığını gösteren önemli kanıtlar sunuyor.
Hamam ve villanın yanı sıra arkeologlar, Roma konutuna bağlı küçük bir havuzun da içinde bulunduğu gelişmiş su sistemleri belirledi. Bu bulgular, antik İskenderiye’de su yönetiminin ileri düzeyde planlandığını gösteriyor. Opus Tessellatum ve Opus Sectile teknikleriyle işlenen mozaikler ise kentteki sanatsal çeşitliliği ve estetik anlayışı yansıtıyor.
Bölgede ayrıca Baküs ve Asklepios gibi tanrıları tasvir ettiği düşünülen mermer heykeller ile Minerva’ya ait olabileceği değerlendirilen başsız bir figür de bulundu. Sikkeler, seramik kaplar, yağ lambaları ve mühürlü amfora parçaları ise İskenderiye’nin canlı ticaret hayatına ve Akdeniz dünyasıyla güçlü bağlantılarına işaret ediyor.
Uzmanlara göre bu keşif, tarih boyunca bilimsel araştırmalarda daha sınırlı yer bulan İskenderiye’nin güneydoğu kesimine dair önemli bir boşluğu dolduruyor. Yeni bulgular, antik kentin haritalandırılmasına yönelik erken çalışmaların, özellikle XIX. yüzyıl astronomu Mahmud Bey El-Feleki’nin öncü araştırmalarının yeniden değerlendirilmesine de katkı sağlayacak.
Yorumlar
Kalan Karakter: