Bir meslek düşünün…
Yıllarca emek verilerek öğrenilsin, bedel ödenerek icra edilsin, toplum adına sorumluluk taşısın…
Sonra bir gün, hiçbir ölçü olmadan, hiçbir kriter aranmadan herkes o mesleğin adını kullanmaya başlasın.
Bugün gazeteciliğin geldiği nokta tam olarak budur.
Artık eline cep telefonu alan, sosyal medya hesabı açan herkes kendini “gazeteci” ilan edebiliyor.
Ne bir doğrulama zorunluluğu var, ne etik kaygı, ne de mesleki sorumluluk…
Ortaya çıkan tablo ise ağırdır:
Hakikat geri çekiliyor, gürültü öne çıkıyor.
Oysa gazetecilik;
gördüğünü aktarmak değil, gerçeği araştırmaktır.
Duyduğunu paylaşmak değil, doğruluğunu teyit etmektir.
Bu meslek; refleksle değil, ilkeyle yapılır.
Dünyanın gelişmiş ülkeleri bu gerçeği çoktan kabul etti.
Gazeteciliği devletin kontrolüne vermediler, ama sahipsiz de bırakmadılar.
Society of Professional Journalists etik ilkeler belirledi.
National Union of Journalists meslek standartlarını oluşturdu.
Independent Press Standards Organisation ise denetimi meslek içinde sağladı.
Çünkü onlar şunu biliyor:
Özgürlük, başıboşluk değildir.
Türkiye’de ise gazetecilik, iki uç arasında sıkışmış durumda.
Bir yanda gerçek gazeteciler, diğer yanda hiçbir sorumluluk taşımadan “haber” yapanlar…
Ve en tehlikelisi, bu ikisi arasındaki farkın giderek silinmesi.
Bugün artık şu soruyu yüksek sesle sormak gerekiyor:
Gazeteci kimdir?
Bu soruya verilecek cevap; yasaklarla, baskıyla ya da devlet müdahalesiyle değil…
mesleğin kendi içinden çıkmalıdır.
Çözüm; kapalı, zorunlu ve bürokratik bir oda sistemi değildir.
Ama çözüm, hiçbir şey yapmamak da değildir.
Artık Türkiye’nin ihtiyacı;
bağımsız, güçlü ve itibarlı bir Basın Meslek Birliğidir.
Bu yapı;
– Gönüllülük esasına dayanmalı,
– Etik kuralları net şekilde ortaya koymalı,
– Mesleki yeterlilik ve eğitim süreçleri oluşturmalı,
– “Akredite gazeteci” kavramını hayata geçirmeli,
– Ve kamu nezdinde güvenin sembolü olmalıdır.
Böylece herkes konuşabilir, herkes paylaşım yapabilir…
Ama herkes gazeteci sayılmaz.
Çünkü gazetecilik;
sadece görüntü almak değil, gerçeğin peşinden gitmektir.
Sadece paylaşmak değil, sorumluluk almaktır.
Unutulmamalıdır ki;
bir meslek sınırlarını kaybederse, saygınlığını da kaybeder.
Gazetecilik bugün tam da bu sınavdan geçmektedir.
Ve eğer bu meslek yeniden ayağa kalkacaksa,
bunu yasalar değil…
kendi içinden doğacak bir meslek ahlakı ve ortak duruş başaracaktır.
Çünkü gazetecilik bu kadar ucuz olmamalı.
Olursa…
bedelini sadece gazeteciler değil,
gerçeği arayan bütün bir toplum öder.
Adnan Fişenk
Yorumlar
Kalan Karakter: