Türk futbolu can çekişiyor. Ama bu, sessiz sedasız bir gidiş değil; tribünlerin ağladığı, kulüplerin yandığı, "adalet" feryatlarının arşa çıktığı gürültülü bir yok oluş. Her sezon sonunda aynı nakarat: "Hakem hataları, federasyon istifaları ve değişen teknik adamlar." Peki, asıl suçlu kim ve neden hep aynı kurbanlar darağacına gönderiliyor?
Hakem: Düdük Değil, Kader Belirleyen El
Bir hakemin tek bir yanlış kararı, sadece 90 dakikayı etkilemez. O düdük; bir şehrin umudunu alt lige düşürebilir, milyon dolarlık bir kulübün değerini yerle bir edebilir ya da bir şampiyonluk kupasını haksız bir adrese teslim edebilir.
Futbolun tüm paydaşları (TFF, MHK, teknik ekipler) aslında bu hakem kararlarının gölgesinde yaşıyor. Hakemler, Türk futbolunu ipe götürecek kadar güçlü ama sorumluluk almayacak kadar korunaklı bir limanda demirlemiş durumdalar. Hata yapan hakem bir hafta dinlendirilirken, o hata yüzünden kovulan teknik adamın kariyeri lekeleniyor, kulüp ise ekonomik bir uçuruma sürükleniyor.
En Kolay Kurban Teknik Adam
Futbolun yazılmamış bir kuralı vardır: Sahadaki 11 kişiyi ve tribündeki binleri değiştiremiyorsan, kenardaki adamı değiştirirsin.
Futbolcu yeteneksiz mi? Fatura hocaya.
Yönetim transfer mi yapamadı? Fatura hocaya.
Hakem buz gibi golü mü yedi? Fatura yine hocaya.
Bir teknik adamın kovulması, karar vericiler için en kolay "gaz alma" yöntemidir. Oysa asıl sorun, liyakatsiz yönetimlerin ve adaleti dağıtamayan bir mekanizmanın ta kendisidir.
Futbolu "Biz" Yönetirsek Ne Olur?
Sokaktaki taraftarın isyanı haklı: "Verin bu futbolu biz yönetelim." Çünkü taraftar, bu oyunun sadece skor tabelasından ibaret olmadığını, bir ruhu olduğunu biliyor. Karar vericiler koltuklarını koruma derdindeyken, futbolun gerçek sahipleri olan bizler, kalitenin her geçen gün yerlerde sürünmesini izlemek zorunda kalıyoruz.
Türk futbolu, hakem hatalarının "insani" kılıfına uydurulduğu, teknik adamların ise "yetersiz" etiketiyle harcandığı bir öğütme makinesine dönüştü. Eğer adalet sahanın her karışına uğramazsa, bugün canı yananların isyanı yarın sadece birer hatıra olarak kalacak; çünkü geriye kurtarılacak bir futbol kalmayacak.
Sence bu kısırdöngüyü kırmanın yolu yabancı hakem getirmek mi, yoksa tüm yönetim yapısını baştan aşağıya bir "format" atmak mı?
Yorumlar
Kalan Karakter: