Gittik, sağolsun ikram ve hal hatırdan sonra " Volkan bey , geçen akşsm ihbar üzerine büyük bir kulübe gittik...Fakat ne yapacağımızı kimi tutuklayacağımızı şaşırdık... Tablo şöyleydi... Yüzlerce kişi sıraya girmiş , başka iki kişi hap dağıtıyor, içmeyen hemen hemen yok gibi...
Ben de " üniversite 2 nci sınıfta okuyan bir kız öğrencinin " 2nci sınıflardan uyuşturucu kullanmayan sadece dört kızız" dediğini söyledim amirimize...
Ünlü bir manken de bana " Gey olmayanın ve uyuşturucu kullanmayanın medya sektöründe tutunma imkanı olmadığını söyledi...
Abartılı buldum ve moralim bozuldu da...Sahaf arkadaşıma gidip çayını içip moral bulayım dedim...Baktım mırali bozuk...Hayırdır dedim...Hocam sorma , yeğen radyo - televizyon bölümünü derece ile bitirdi .. Orada bir yetkili " gey veya uyuşturucu almıyorsan içimizde barınamazsın demiş...
Bunları duyunca , manken arkadaşın abartmadığı o zaman kabul etmek zorunda kaldım...
Gelelim akran zorbalığına...
Bizim çocukluğumuzda da vardı bu konu ama bu derece de değildi... Şimdi çoook çok acımasız merhametsizce...
Bunu ne körüklüyor...
1 nci derecede ailelerin çocuklar üzerinde ki otorite boşluğu... Şimdi moda oldu , ben çocuğumla arkadaş gibiyim demek...Sonuç malum...Hızlı geçiyorum, zaten biliyorsunuz ...
İkinci etken TV ve Netflix gibi yayınlar... Mafya türü davranışlara özenti ...
Üçüncü etken cezaların son derece hafif olması, dolayısı ile caydırıcılıktan da uzak olması...
Sonuncu etken ekonomi...
Dizilerde izlediği lüks hayatı yaşama hayali...
Tüm bunlara set çekecek en önemli etsen ise çok küçük yaştan itibaren ebeveynlerin sürekli çocukları ilgilenmesi , etik değerleri aşılaması ama kendisinin de örnek olması...
Ka'l ile hal birbirini tutmazsa , o öğütler çocuğu psikolojik olarak inatlaşmaya götürmekte...
Elinizde kitap görmüyorsa çocuğunuz , boşuna oku diyorsunuz...
Eşinize küfredip şiddet uyguluyorsanız , buna engel olamayan çocuk bunun intikamını başka yerlerde aramaya başlıyacak elbette...
Örnekler çok ve bunu hepimiz toplumda görüyoruz, biliyoruz, uygulamıyoruz...
O zaman sızlanmak yersiz...
Günümüz gençleri kadar zamanı yakalamazsak, çocuğumuzun üzerinde otoritemiz olamaz...Özellikle ergenlik döneminde...
Benim tezim şu: Hangi branşta okuyorlarsa okusunlar , mutlaka üniversite son sınıfa kadar psikoloji ve kişisel gelişim dersleri zorunlu ders olarak müfredatta yer almalı...
Saygı selam ve dualarımla efendim...
Makalem ile ilgili bazı bilgileri teyid amaçlı olarak veriyorum sevgli okuyucularım
:Le Monde:
🔹 İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin büyük kentlerinde, çoğu ergen ve genç yetişkinlerden oluşan ultra şiddet yanlısı suç çeteleri son yıllarda hızla büyüdü.
🔹 Bu çetelerin yükselişi, özellikle sentetik uyuşturucu ticaretindeki patlamayla doğrudan bağlantılı görülüyor.
🔹 “Dalton davası” olarak bilinen büyük soruşturmada 362 sanık yargılandı; sanıkların ortalama yaşı 20, yaklaşık üçte biri reşit değildi.
🔹 Dava sırasında sanıkların mahkeme görevlilerine sandalye fırlatması ve çıkan arbede, çetelerin şiddet kapasitesini gözler önüne serdi.
🔹 Çete liderleri Bahadır Akdağ ve Zafer Boyun’a çok sayıda suçtan 12’şer kez müebbet hapis cezası verildi.
🔹 Çeteler, İstanbul’un yoksul mahallelerinden çıkarak kentin merkezlerine ve siyasi açıdan hassas bölgelere yayıldı.
🔹 Güvenlik ve yargı verilerine göre ülkede faaliyet gösteren çete sayısı 49’a ulaştı; devam eden soruşturmalarda adı geçen genç sayısı yaklaşık 5 bine yaklaştı.
🔹 Son 10 yılda suça karışan çocuk sayısı iki katından fazla artarak 202 bine yükseldi.
🔹 Kasım 2025 itibarıyla cezaevlerinde tutulan çocuk sayısı 4.682 olarak kaydedildi.
🔹 Okul terk oranları keskin biçimde arttı; 2023-2024 eğitim yılında 218 binden fazla çocuk eğitimi bıraktı.
🔹 Uyuşturucuya başlama yaşı 2010’da 15–16 iken bugün 14’e kadar düştü; özellikle bonzai ve metamfetamin öne çıkıyor.
🔹 Çeteler, sosyal medya, taraftar grupları ve cezaevleri üzerinden çocukları kolayca devşiriyor; reşit olmayan üyeler “ön saflarda” kullanılıyor.
🔹 Uzmanlara göre bu eğilim devam ederse, Türkiye uzun vadede Brezilya ve Meksika benzeri bir şiddet döngüsü riskiyle karşı karşıya kalabilir.
🔹 Yetkililer ve araştırmacılar, sorunun yalnızca güvenlik değil; yoksulluk, eğitim, istihdam ve uyuşturucu politikalarıyla bağlantılı yapısal bir kriz olduğunu vurguluyor...

Yorumlar
Kalan Karakter: