Aslında yazar olma hayalleri kurarken kendisini sinema dünyasının içinde bulur ve zamanla bu kazançlı endüstride yoluna devam eder.
Ancak farkına varmadan çok daha etkili bir işe imza atar: Bir Ulusun Doğuşu (The Birth of a Nation). Griffith filmi bilinçli bir şekilde çeker; fakat bu yapımın etkilerinin yalnızca kendisinden sonraki 5–6 yılı değil, günümüz Amerikan sinema anlayışını ve hatta varlığını sürdürmediklerini iddia eden bir örgütün hâlâ filmler üzerindeki etkisini şekillendireceğini öngördüğünü sanmıyorum.

Makam ve mevkii kolay kazanılmaz ancak kazanıldığında hak etmek ve olduğun yeri korumak gereklidir. Griffith’ de geçim kaygısıyla girdiği bu yolda; yönetmenliğini her filminde daha da geliştiren, üreten ve anlatısal dili hep yenilikçi olan bir isimdir.
Sinemaya icatlar değil ancak sistemsel bir teknik kazandırdı: Yakın plan, devamlılık kurgusu, paralel kurgu, hareketli kamera, zaman-mekan atlamaları. Yaptığı bu yenilik ve adımlar ile sinemanın anlatısını bağımsız bir biçim haline getirdi. Devamlılık kurgusu (görünmez kurgu) 1910’lu yıllarda Amerika sinemasında gelişen bir yöntemdi. Seyirciden gizlenen kurgunun film izleme gerçeğini unutturmaya çalışılıyordu. Griffith sinemada kullandığı anlatısal bu dille belki de sinema salonlarını siyahilerin basacağını bilmeden Bir Ulusun Doğuşu’ nu çekti. Yine bu hoşgörüsüzlükle karşılaşacağını bilmeden olsa gerek sinema tarihinin en önemli yapıtlarından biri olan lakin ticari başarısızlığa uğrayan ‘‘Hoşgörüsüzlük’’ filmini gerçekleştirdi.(Abisel:100)

Peki, “Bir Ulusun Doğuşu”nu bu denli ses getiren bir yapım hâline getiren unsurlar nelerdir?
Bunun için önce filmden bahsedelim:
1915 yapımı sessiz sinema tarihinin en tartışmalı ancak görünürlüğünü her daim koruyan filmlerden biridir. Thomas Dixon’ ın ‘‘The Clansman’’ kitabından uyarlanan film, Amerika iç savaşı ile ABD’nin yeniden yapılanma dönemi sırasında yaşayan kuzeyli ve güneyli iki aileyi konu alır. Film üç bölümden oluşur: İç savaş öncesi, kışkırtma ve meşhur Ku Klux Klan. Ara yazılar sloganvari ifadelerle Kuzeyli ve Güneyli Amerikalıların karşıtlığını vurgular.
Griffith ırkçı olmadığını beyan etse de Klan yanlısı bir film oluşu tepkileri geri çekmez. Beyazların üstün siyahilerin köle olduğunu savunan Ku Klux Klan ‘ı kahramanlaştırmaktadır. Amerikan ideolojisinin ve tarihsel etkilerinin Amerikan sinemasında hala nasıl devam ettiğini gözler önüne serer. Esasen gizli bir -cemiyet- örgüt olup, Amerika tarihinin en acımasız ırkçı yapılanmalarından biridir. Beyaz kıyafetleri, başlarında kukuletaları ve gizlenen yüzleri ile bilinen bu örgüt, 1865 Amerika’da Tennessee’de kurulmuştur. Başlangıçta siyahilere yönelik saldırılar gerçekleştirse de zamanla cinayetlerde de bulunmuş hatta göçmen ve komünistleri de hedef almıştır. Günümüzde bu örgüt ve faaliyetlerin varlığı direkt beyan edilmese de ideolojisi veya karşıtlıkları sinema aracılığıyla ele alınmaktadır. Bir çok filmin yanı sıra yakın tarihte bilinen komedi ve suç türünde olan BlacKkKlansman (2018) filmi de bunlardan biridir.
Dönemin çok tepki toplayan ‘‘Bir Ulusun Doğuşu’’ filmi 1998’de ise Amerika Film Enstitüsü tarafından ‘‘En İyi 100 Amerikan Filmlerinden’’ biri olarak seçildi. Sanatsal ve teknik yeniliklerin yanı sıra ahlaki etik ve normlar açısından değerlendirmeye alınıp alınmaması da günümüz izleyicisinin ve okuyucusunun takdirindedir.

Yorumlar
Kalan Karakter: