“Ağabey, üşüyorum, üzerime bir şeyler getir…”
İbrahim Halil Kaba / Hatay
Bir deprem düşünün; bir hikâye değil, bir film değil… HAYAT.
İnsan plan yapar, kader güler derler; ancak kader bu kez tüm Türkiye’yi ağlattı. Ama arkasında sükûnetle, isyan etmeden, tevekkül dolu binlerce depremzede bıraktı. Anlatması, yazması ne kadar kolay görünüyor değil mi? Değil…
Hayalleri olan binlerce gençten biriydi İbrahim Halil. Henüz 19 yaşındaydı, eczacı olmak istiyordu.
Depremden bir gün önceydi. Ağabey Musa Kaba, rüyasında gördüğü bir depremin korkusuyla tüm aileyi kaldırıyordu. Babasının,
“Oğlum, git yerine yat; milleti ayaklandırma gece gece” demesi üzerine, bir gün sonra deprem olacağını bilmeden, “Rabbim sanki tatbikat yaptırmış bana” diyerek şöyle devam ediyor ağabey Musa:

“Rüyamda kardeşlerimi, annemi ve babamı nereye götüreceğime bakıyordum. Koridorun ışığını açarak evde koşuyor, herkesi uyandırıyordum. O gece uyandığımda, evde deprem olsa annemi, babamı ve kardeşlerimi nereye yerleştireceğim diye düşünüyordum. Babam da söylendi uyumam için; öyle uyumuştum.
Bir gece sonra deprem anında da tam da bu anı yaşadım. Salonda erkek kardeşim İbrahim ile uyuyordum. İlk titreşimle uyandım; ‘İbrahim kalk’ dedim, koridorun ışığını açtım. İbrahim arkamdan benimle geliyordu. Kızların odasına geçip ufak kardeşim Betül’ü kucaklayıp, büyük kız kardeşim Ayşe’yi kolundan çekip uyandırdım.
Deprem şiddetini artırdığı esnada Ayşe’ye yatağı ile baza arasındaki boşluğa ‘Çök!’ diye bağırdım. İbrahim o sırada arkamdan gelmeye devam ediyordu. İbrahim’e de kendi odasında yer buldum kafamda.
Annemlerin odasına girdiğimde babam gömme dolap ile yatağın arasında şokta, annem şokta bana bakarken kardeşim Betül’ü annemin kucağına verdim. Annem deprem anında kardeşime siper oldu.
İbrahim’in odasına girdiğimde İbrahim benimleydi. Şiddetin etkisiyle bilgisayar masasının altına girerken, İbrahim’in henüz odaya adımını attığını gördüm ve bina çökmeye başladı…”
Bir ağabeye güvenin ve ağabeyin herkesi düşündüğü o anda herkese yetme çabası… “En çok da yaşayana ağır geliyor” dedikleri tam da burada oluyor. Herkesi neredeyse kurtarırken İbrahim’e yetişemediğini düşünüyor olacak ki, anlatırken sesi cılızlaşıyor Musa’nın. İbrahim’in arkasında olmadığını fark ettiği an… Odanın kapısında eşikten ayağını gördüğünü anlatırken, insan dinlemekte dahi güçlük çekiyor.

Ve devam ediyor:
“Babama Allah tarafından gömme dolaptaki yorganlar hava yastığı oluyor. Binanın çökmesiyle babam dışarı tek parça hâlinde yastıklarla fırlıyor. Çıktıktan sonra binaya bakıyor ve kazmaya başlıyor.
Dışarıdan önce annemi ve ufak kardeşim Betül’ü çıkarıyor. Ben 8 saat, İbrahim 65 saat ve Ayşe 68 saat kalıyor.
Çıktıktan sonra kardeşimin çok sevdiği bir dönerci vardı. ‘Acıktım ağabey, döner söyler misin… Ağabey, nefes alamıyorum…’”
Enkazdayken de, çıktıktan sonra da üşüdüğünü söylüyor; ağabeyinden battaniye istiyor. Enkazdan çıkarılma görüntülerini de benimle paylaşıyor.
“…Ağabey, ağabeyim… Ayşe ablam benim alt tarafımda, sesi geliyor; onu da çıkarın…
(Üzgün bir sesle) Ağabey, bir sene daha mezuna kalacağım…”
Apartman yıkıldıktan sonra kimse kalmıyor. Kaba ailesi sapasağlam çıksa da bir tek İbrahim Halil Kaba enkazdan çıkarıldıktan sonra hayatını kaybediyor. Babada depremden sonra bir trafik kazasında hayatını kaybediyor. Sanki depremden evlatlarını çıkarmak ve korumak için orada kurtulmuş gibi geliyor dinlerken. Görevini tamamlamış ve gitmiş…
Milyonlarca gençten, bebekten birisi İbrahim’imiz… Koyu Hatayspor fanatiği. Evde kurulan düzeneğin başında kardeşleriyle tezahürat yaparken izliyorum videolarını. Neşesi, saygılı duruşu her hâlinden belli.
Necmettin Erbakan’ın hitabesini, koca bir salonda henüz 8 yaşındayken okuduğu videoyu da gönderiyor Musa ağabey. Eminim İbrahim, nice yiğitlerle, şühedalarla birliktedir.
Bugün Hatay demek benim için nice İbrahim’ler demek.
Bugün Hatay demek; bir ağabeyin hayata tutunup kardeşi ve memleketi Hatay için hâlâ uğraşan, dimdik duran bir mücahitin umudu demek.
İbrahim demek; eczacılık fakültesini kazanamasa da onun adının verildiği prefabrik bir okulun kütüphanesindeki her kitapta yer alan “İbrahim Halil Kaba Kütüphanesi” yazısıyla binlerce gencin okuması, eğitimine dokunmak demek…
İbrahim Halil Kaba…
Ağabeyin Musa ve biz,
seni de Hatay’ı da çok seviyor, hiç unutmuyoruz.
6 Şubat’ta kaybettiğimiz tüm canlarımızı;
rahmetle, dualarla ve bitmeyen bir özlemle anıyoruz.

Yorumlar
Kalan Karakter: