(Ama Asıl Soru Şu: Ne Kadar Güvendesiniz?)
Sabah kalktığınız anı hayal edin.
Musluğu açıyorsunuz.
Su temiz görünüyor.
Yüzünüzü yıkıyorsunuz.
Kokusu güzel bir sabun kullanıyorsunuz.
Ardından bir krem sürüyorsunuz.
Sonra saçlarınıza bir ürün…
Koku hoş. Doku yumuşak.
Her şey “normal.”
Peki o sabah rutininizde, hiç fark etmediğiniz kaç tane hormon bozucu vardı?
Cevap sandığınızdan daha sert.
Bazen bir günde yirmiden fazla.
Ve işin en acı tarafı şu:
Bu görünmez düşmanların çoğu, hayatınızda en güvendiğiniz şeylerin içinize sızdığı anlarda ortaya çıkıyor.
Bedenin Sessiz Oyunu: Hormonlar
Hormonlar hayatın ritmidir.
Ritmi tutturursanız her şey akar.
Ama bir yerden bozulursa…
Uyku, enerji, kilo, duygular, bağışıklık, tiroid, kan şekeri…
Her şey bir şekilde etkilenir.
Doğa bu ritmi kusursuzca kurmuş.
Ama modern dünya o ritmin içine sürekli parazit gönderiyor.
Bu parazitlerin adı:
Endokrin bozucular.
Diğer adıyla hormon sabotajcıları.
Hormon Bozucu Nedir?
Basit bir tanım:
Bedeninizde hormon gibi davranan, hormon reseptörlerini kandıran, hormonun çalışmasını engelleyen veya hormon metabolizmasını bozan kimyasallar.
Daha sert bir tanım:
Biyolojinizin şifrelerine sızan ve sizi fark etmeden yöneten madde.
Ve en tehlikeli tanım:
Günlük hayatınıza “masum” bir şekilde yerleştirilmiş tehlike.
Görünen Masumiyet: Fakat İçerik Zehirli
Bir plastik şişe…
Bir kolonya…
Bir yüz temizleme jeli…
Bir parfüm…
Bir oje…
Bir tava…
Bir şampuan…
Bir ıslak mendil…
Hepsi aynı masumu oynuyor.
Etiketlerinde pembe çiçekler, yeşil yapraklar, “doğal” yazıları var.
Ama içlerinde BPA, ftalatlar, parabenler, triclosan, PFAS gibi maddeler var.
Bilim dünyası bu maddeler hakkında artık net:
Hormonların ritmini bozuyor.
Tiroidi zorluyor.
Kilo dengesini alt üst ediyor.
İnsülin direncini artırıyor.
Üreme sağlığını etkiliyor.
Bağışıklıkta yanlış tepkiler yaratıyor.
Beyin sisi yapıyor.
Uyku düzenini bozuyor.
Bazılarının kanserle ilişkisi var.
Yani…
Masum değil.
Sadece iyi makyaj yapıyorlar.
Tiroid: Sessiz Kurban
Plastikteki BPA, tiroid reseptörlerine oturuyor.
“Hormon geldim!” diye bağırıyor.
Ama gerçek T3 ortada yok.
Sonuç:
Bedeniniz yavaşlıyor.
Ama siz nedeni anlayamıyorsunuz.
Bazı insanlarda tiroidin kendi dokusuna saldırması bile tetikleniyor.
Hashimoto’nun artışındaki çevresel faktörlerin payı artık göz ardı edilmiyor.
Östrojen Baskısı: Xeno-östrojen Fırtınası
Birçok hormon bozucu, vücutta östrojen gibi davranıyor.
Adına xeno-östrojen diyoruz.
Bu maddeler:
- Yağ tutmayı artırıyor
- Sivilceyi tetikliyor
- PMS şikayetlerini güçlendiriyor
- Meme dokusunda hassasiyeti artırıyor
- Adet düzensizliklerine yol açıyor
- Erkekte testosteronu baskılıyor
- Kısırlık riskini artırıyor
Çünkü reseptörlere bağlanıyorlar.
Ve doğal hormonlara yer bırakmıyorlar.
Aslında sorun hormon fazlalığı değil, yanlış hormon işgali.
Erkekte Sessiz Devrim
Bugün erkeklerde testosteron ortalamaları 30 yıl öncesine göre belirgin şekilde düşük.
Sebeplerden biri yine hormon bozucular.
Su şişesindeki plastik bile testosteron üretimini sekteye uğratabiliyor.
Kullandığınız deodorantta bile hormon bozucu olabilir.
Erkek bedenine sessiz bir sabotaj yapılıyor.
Ama çoğu farkında değil.
Beyin Üzerindeki Gizli Etki
Endokrin bozucular sadece hormonlara dokunmaz.
Nörotransmitterlere de müdahale eder.
Sonuç:
- Beyin sisi
- Konsantrasyon kaybı
- Motivasyon düşüklüğü
- Odaksızlık
- Duygu dalgalanmaları
- Anksiyete atakları
Bazı kimyasallar “dopamin hırsızı” gibidir.
Anlık mutluluk verir, sonra çöker.
Modern dünyanın bağımlılık tasarımının bir parçası gibidir.
Çocuklar İçin Daha Yıkıcı
Çünkü çocuk bedeninde hormon sistemi hâlâ gelişiyor.
Bir paraben, yetişkinde 1 birim zarar veriyorsa, çocukta 5 birim verebilir.
Bebek şampuanlarının kokusu…
Renkli diş jelleri…
Toksik plastik biberonlar…
Hepsi “aşırı masum ambalajın” altında gizli tehlikelerdir.
Bir düşünün:
Kokusu bebek gibi gelen bir şampuan, aslında bebeğin hormonuna saldırıyor olabilir.
Bağırsak – Karaciğer – Hormon Üçgeni
Hormon bozucular bağırsak geçirgenliğini artırır.
Zonulin düzeyini yükseltir.
Bu da bağışıklık dengesini bozar.
Karaciğerde birikirse, östrojen metabolizmasını değiştirir.
Bu nedenle bazı kadınlarda östrojen baskınlığı belirginleşir.
Sonra şöyle sorular oluşur:
“Neden kilo veremiyorum?”
“Neden meme hassasiyetim arttı?”
“Neden adetim bozuldu?”
“Neden sürekli şişkinim?”
Çoğu zaman cevap:
Hormon bozucuların görünmez yükü.
En Tehlikelisi: Maruz Kalmanın Fark Edilmemesi
Birisi gelip yanınıza oturup bağırsa, kaçarsınız.
Ama biri fısıltıyla zehir dökerse…
Fark etmezsiniz.
Endokrin bozucular tam olarak bunu yapıyor.
Sessizce, yıllarca, doz doz.
Bu sızıntı birikir.
Küçük dozların toplamı, büyük bir etki yaratır.
Buna kümülatif toksisite diyoruz.
Yani birikimli yıkım.
Ve bu yıkım, bazen yıllar sonra anlaşılır.
Peki Çözüm Ne?
Bir sabah uyanıp bütün kimyasalları hayatınızdan atamazsınız.
Bu gerçekçi değil.
Ama bilinç geliştirirsiniz.
Karar verirsiniz.
Küçük adımlar atarsınız.
Çünkü öyle bir gerçek var ki:
Her küçük temizlik, hormonlarınıza büyük iyiliktir.
İşte uygulanabilir adımlar:
- Plastik yerine cam.
- Parfümlü kozmetik yerine sade ürünler.
- Etiket okuyarak alışveriş.
- BPA’sız kaplar.
- Teflon yerine döküm mutfak gereçleri.
- Temizlik ürünlerinde yalın içerikler.
- Şebeke suyu yerine filtre.
- Kokulu mumlardan uzak durmak.
- Sprey kokulardan kaçınmak.
- Mikrodalgada plastik ısıtmamak.
Bunlar küçük değil.
Bunlar hayatın kodlarını değiştiren adımlar.
Son Söz Yerine
Hormonlarınız sizi terk etmez.
Bozulmak istemez.
Düşmanınız da değil.
Sizin için, sizin yerinize çalışan
sessiz işçiler gibidirler.
Ama modern hayat, o sessiz işçilere sürekli çelme takıyor.
Bu yazı bir alarm değil.
Bir farkındalık.
Çünkü sağlık, bazen dev adımlarla gelmez.
Bazen bir plastik şişeyi çöpe atmakla başlar.
Bazen bir kokulu sabunu değiştirmekle.
Bazen doğaya bir adım yaklaşmakla.
Bedeniniz size bir şey söylüyor.
Her gün.
Sessizce.
Derinden.
Dinliyor musunuz?
Prof. Dr. Fevzi Balkan
İç Hastalıkları – Endokrinoloji ve Metabolizma Uzmanı

Yorumlar
Kalan Karakter: