Bel fıtığında ameliyat kararı, tek bir MR görüntüsüne ya da tek bir şikâyete bakılarak verilmez.
Aslında yıllardır değişmeyen, bilimsel olarak da kabul gören bir algoritma vardır. Hastalar bu algoritmanın mantığı anlatılınca çok daha sağlıklı kararlar verebilir.
Önce şunu netleştirelim:
Bel fıtığı olan herkes ameliyat adayı değildir. Hatta büyük bir kısmı değildir.
Bugün elimizde, son on yıllar boyunca binlerce vaka üzerinden şekillenmiş bir yaklaşım vardır. Bu yaklaşım şunu söyler:
Bel fıtığında ilk refleks ameliyat değil, izlem ve uygun tedavidir.
Peki, ameliyat ne zaman gündeme gelir?
Bu söyleyeceğim maddelerin tamamı hekiminizin sizi muayene ederek değerlendirebileceği bulgulardır; kendi kendinize evde denemeyiniz.
Birincisi, ilerleyici nörolojik kayıp varsa.
Bu durumda bacaklara giden sinirlerde ciddi baskı ve harabiyet söz konusudur. Giderek artan güçsüzlük, ayağı kaldıramama, parmak ucunda yürüyememe gibi bulgular ortaya çıkıyorsa, beklemek çoğu zaman doğru değildir. Ameliyat mantıklı bir karar olabilir; çünkü sinir dokusu zamana karşı yarışır.
İkincisi, idrar ve büyük abdest kontrolünü etkileyen tablolar.
Bu durum nadirdir ama son derece ciddidir. Bacakların iç yüzeylerinde uyuşukluk, mesane ve dışkılama fonksiyonlarında bozulma gibi bulgularla seyreden kauda ekuina tablosu, “bekleyelim, fizik tedavi deneyelim” denilecek bir durum değildir. Burada cerrahi bir seçenek değil, zorunluluktur.
Eğer bu kriterler hastada tespit edilmez ve sorun yalnızca ağrıysa, en az 6 hafta, bazı hastalarda ise 12 haftaya kadar uzayabilen; kuvvetlendirme, mobilizasyon, manuel terapi ve hasta eğitimini içeren iyi planlanmış bir fizik tedavi programı uygun bir seçenektir. Gerekli durumlarda, görüntüleme eşliğinde problemli sinir kökü çevresine yapılan enjeksiyonlar ve ağızdan ilaç tedavileri de sürece eklenebilir.
Bu sayılan tedavilere rağmen ağrı gerilemez ve hastanın yaşam kalitesini belirgin biçimde düşürürse, evet, yalnızca “ağrı” nedeniyle de ameliyat kararı gündeme gelebilir.
Ancak çoğu hastada süreç bu şekilde ilerlemez.
Bel fıtığı olan birçok kişi, uygun takip ve doğru tedaviyle ameliyata ihtiyaç duymadan yaşamına devam edebilir. Üstelik ilk değerlendirmede ameliyat kriteri olmayan bir hastada, zaman içinde bu kriterlerin hiç ortaya çıkmaması da oldukça sık karşılaşılan bir durumdur.
Elbette tersi de mümkündür:
Başlangıçta cerrahi gerektirmeyen bir hastada, takip sürecinde tablo değişebilir ve ameliyat ilk seçenek hâline gelebilir. Bu bir çelişki değil, sürecin doğasıdır.
Asıl konuşmamız gereken mesele şudur:
Bel fıtığında karar, “MR’da ne görünüyor” üzerinden değil; hastanın klinik tablosu, nörolojik durumu ve zaman içindeki seyri üzerinden verilir.
Yani bel fıtığında soru şudur:
“Kime ameliyat?” değil sadece,
“Ne zaman ve neden ameliyat?”
Bu sorular netleşmeden verilen her karar eksik kalır.
Belki de en önemli nokta şudur:
Ameliyat olmak bir başarısızlık değildir.
Ama gereksiz ameliyat da bir başarı değildir.
Bel fıtığında doğru karar; aceleyle değil, korkuyla hiç değil.
Konuşarak, izleyerek ve gerçekten gerekliyse verilir.
Ve evet, bu konuda hâlâ konuşmamız gereken çok şey vardır.
O yüzden şimdi hekiminize bu soruları sorun.

Yorumlar
Kalan Karakter: