Film başladığında salonda bambaşka bir atmosfer oluştu. Hikâye sadece bir insanın hayatını değil, bir dönemin ruhunu anlatıyordu. 1980 darbesinden sonra başlayan yurt dışı yılları, kurulan ilişkiler, mücadeleler ve o dönemin siyasi atmosferi sinemasal bir anlatımla perdeye taşınmış.
Abdullah Çatlı’yı canlandıran Vedat İnceefe gerçekten dikkat çekiciydi. Yakından görme fırsatı da bulduğum için söyleyebilirim ki benzerliği oldukça güçlü…
Özellikle bir sahne var ki insanın içine dokunuyor.
Evi polisler basıyor…
Küçük Selcen ve ablası Gökçen mutfakta lavabonun altındaki minicik dolaba saklanıyor. O an siyasetin ötesinde bir şey görüyorsunuz: bir ailenin korkusunu…
Ve bir eşin dimdik duruşunu…
“Biz gidersek asıl sen bitersin.”
Bu cümle sadece bir diyalog değil; sadakatin, fedakârlığın ve zor zamanlarda aile olmanın ne demek olduğunu anlatan bir cümle.
Gala gecesinin en duygusal anlarından biri ise “Haydar Haydar” eserinin Resul Dindar tarafından seslendirilmesiydi. Salonun atmosferi bir anda değişti. Birçok kişi gibi benim de gözlerim doldu. Çünkü bazı şarkılar sadece müzik değildir; geçmişin yükünü de taşır.
Fakat gala biter bitmez sosyal medyada eleştiriler ve linç girişimleri başladı.
Aslında bu durum bize çok açık bir gerçeği gösteriyor: Bazı isimler yıllar geçse de unutulmaz.
Çünkü Abdullah Çatlı ismi Türkiye’de sadece bir kişi olarak değil, aynı zamanda bir dönemin devlet, millet ve mücadele anlayışı üzerinden de tartışılan bir sembol hâline gelmiştir. Kimileri onu farklı şekillerde yorumlayabilir, eleştirebilir ya da savunabilir. Ancak ortada inkâr edilemeyen bir gerçek var:
Aradan geçen onca yıla rağmen Abdullah Çatlı hâlâ konuşuluyorsa, bu Türkiye’nin hafızasında bıraktığı izlerin hâlâ canlı olduğunu gösterir.
Bazı isimler tarihte sadece bir satır olur.
Bazıları ise yıllar geçse bile tartışılmaya devam eder.
Görünen o ki Abdullah Çatlı da o isimlerden biri.
Ve kulağımıza gelen bir başka bilgiye göre bu hikâye henüz bitmiş değil.Hatta gala gecesinde paylaşılan videodan da gördük ki, ÇATLI 2 için hazırlıklar da başlamış. Şimdiden belli ki Türkiye’nin yakın tarihine dokunan bu hikâyenin ikinci perdesi de çok konuşulacak. Bu vesileyle filmde emeği geçen herkesi tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.
Yorumlar
Kalan Karakter: