Aslında iletişim dediğimiz şey, yalnızca doğru cümle kurmak, diksiyonu düzgün olmak ya da kalabalıklar karşısında rahat konuşabilmek değil. İletişim; bir olayın özünü yakalamak, doğru soruyu sormak, doğru yerden bakmak ve en önemlisi de doğruyu aramak demek.
O gün öğrencilerle sohbet ederken şunu fark ettim: Gençler gerçekten merak ediyor. Hem de öyle yüzeysel bir merak değil bu… Sorgulayan, detay isteyen, “peki ya şu olursa?” diye düşünen bir merak. Ve itiraf edeyim, bu beni fazlasıyla mutlu etti.
Ders boyunca birçok soru geldi. Sektörle ilgili merak ettikleri konuları konu meansına göre yanıtlamaya çalıştım. Habercilikte işin mutfağını, sahadaki gerçekleri, bazen görünenin ardında yatan iletişim savaşlarını konuştuk. Zaman zaman küçük ama etkili tüyolar verdim. Çünkü biliyorum: Bazen bir cümle, bir bakış açısı ya da küçük bir ipucu, bir gencin yolunu açabiliyor.
Ben her fırsatta aynı şeyi söylerim:
“Bir senarist de doğrucu olmalı, bir haberci de.”
Çünkü temelde ikisi de aynı yere dayanır: Hakikate.
Senaryo yazarlığı hayal gücüyle beslenir elbette ama inandırıcılığı hakikatle kurulur. Habercilik ise doğrudan hakikatin peşindedir. İşte bu yüzden ikisi birbirine sandığımızdan çok daha yakındır. Ben hatta daha ileri gidip şunu söylerim:
Bir senarist ile bir haberci kan bağıyla bağlı gibidir.
İkisi de hikâye anlatır. Biri gerçeği birebir aktarır, diğeri gerçeğin ruhunu. Ama ikisinin de ortak sorumluluğu aynıdır: İnsanı kandırmamak.
Bu buluşmada beni en çok etkileyen şeylerden biri de ortamın sıcaklığı ve samimiyetiydi. Asım Gültekin Gençlik Merkezi’nin bu tür çalışmalara alan açması, gençlerin üretimine destek vermesi, “gençlik” kavramını sadece sloganlarda bırakmaması çok değerli.
Bu noktada Asım Gültekin Gençlik Merkezi Müdürü Fatih Furkan Yıldırmış’a ve emek veren tüm çalışanlara teşekkürlerimi sunuyorum. Aynı zamanda Gençlik ve Spor Bakanlığı’na da gençlere değer veren bu tür projeleri destekledikleri için gönülden teşekkür ediyorum.
Çünkü bugün gençlerin elinden tutmak, aslında yarının hikâyesini yazmaktır.
Ve o hikâyenin içinde doğruyu arayan kalemler varsa, geleceğe dair umut da vardır.
Ben o gün o sınıfta, soruların içinde umut gördüm.
Merakın içinde ışık gördüm.
Ve en önemlisi, bu ülkenin hâlâ sorgulayan, öğrenmek isteyen, kendini geliştirmeye çalışan gençleri olduğunu bir kez daha hatırladım.
Daha nice projelerde, daha güzel buluşmalarda görüşmek dileğiyle…

Yorumlar
Kalan Karakter: