Eşref-i Mahlukat Bilinciyle Bu Vahşete Karşı
Savaşmak İçin Acil ve Sert Çağrı
Çocuk İşçiliğinin Laneti:
Ey insanlık! Ey sözde eşref-i mahlukat! Bugün, 11 Şubat 2026'da Fas'ın Marakeş şehrinde başlayan 6. Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Küresel Konferansı'nın önünde, kendi iğrenç yüzümüzle yüzleşiyoruz. Bu konferans, bir şov değil; insanlığın kanayan yarasına vurulan acımasız bir neşter, geleceğimizi çalan alçak hırsızlara karşı yükselen bir isyan narası. Hükümetler, uluslararası örgütler, işverenler, işçiler, sivil toplum ve özel sektör burada toplanmış; Durban Çağrısı'nın mirasını taşıyorlar: Çocuk işçiliğini kökünden söküp atmak için somut, tavizsiz eylemler, kaynaklar ve demir yumruklu taahhütler. Ama bu çağrı, sadece salonlarda boş laflarla yankılanırsa, lanet olsun bize! Biz, eşref-i mahlukat olarak, çocukların masumiyetini vahşice sömüren bu kanlı barbarlığa karşı en sert duruşu sergilemek zorundayız. Yoksa, tarih bizi en alçak yaratıklar olarak damgalayacak, cehennem ateşi gibi yanacağız!

Düşünün bir: Dünya çapında 138 milyondan fazla çocuk, bu lanet olası çocuk işçiliğinin pençesinde can çekişiyor, ölümü bekliyor. Bu rakamlar, buz gibi istatistikler değil; her biri bir katledilmiş hayat, parçalanmış bir hayal, yok edilmiş bir gelecek. Tarlalarda sırtları kırılmış minik eller, madenlerde karanlığa gömülmüş korku dolu bakışlar, fabrikalarda makine canavarlarının gürültüsünde ezilmiş çocukluklar... Bu çocuklar, eşref-i mahlukatın taht varisleri olmalıydı; oysa köle gibi, hayvan gibi sömürülüyorlar, aşağılanıyorlar! İslam'ın kutsal öğretisinde, "İnsan, eşref-i mahlukattır" denir; çünkü akıl, irade ve vicdanla donatılmıştır. Ama bu vahşi sömürü, bizi eşreflikten düşürüyor, mahlukatın en rezil, en pislik dolu çukuruna yuvarlıyor. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) "Çocuklarınızı sevgiyle büyütün" buyruğu, bugün bu konferansta gök gürültüsü gibi patlamalı: Çocuk işçiliği, insanlığın en iğrenç, en lanetli günahıdır, ve biz bu günaha ortak olmayacağız – aksine, kökünü kazıyacağız!
Tarihe lanetli bir bakış atalım: Bu mücadele, yeni bir masal değil. 1997'de Oslo'da ilk kıvılcım çakıldı, 2010'da Lahey'de alevlendi, 2013'te Brezilya'da güçlendi, 2017'de Buenos Aires'te derinleşti, 2022'de Durban'da somut bir çağrıya dönüştü. Durban Çağrısı, altı öncelikli alanı belirledi: Yasal çerçevelerin demir gibi güçlendirilmesi, sosyal koruma, eğitim erişimi, kırsal kalkınma, göç ve insan ticaretiyle amansız mücadele ve en önemlisi, en kötü çocuk işçiliği biçimlerinin anında, acımasızca ortadan kaldırılması. Şimdi, Marakeş'te, bu çağrı yenileniyor – ama yenilenmekle kalmamalı, kanla yazılmalı! Hükümetler, ILO'nun 138 sayılı Sözleşmesi'ni tam olarak onaylamalı ve 182 sayılı En Kötü Biçimlerde Çocuk İşçiliği Sözleşmesi'ni hayata geçirmeli – yoksa hesap verecekler! Ama yeter mi? Hayır, lanet olsun! Bu, sadece kağıt üzerindeki sahte taahhütler değil; kanla, terle, ateş gibi bir vicdanla uygulanmalı. Afrika'nın lanetli tarlalarında, Asya'nın cehennem atölyelerinde, Latin Amerika'nın ölüm madenlerinde çalışan çocuklar, bizim en büyük utancımız, en derin yaramızdır. Onlar, eşref-i mahlukatın geleceği; bizse, onları korumakla yükümlüyüz – korumazsak, kahrolsun biz!
Daha da sert olalım: Bu sömürü, kapitalizmin en kirli, en kanlı yüzüdür – bir vampir gibi çocukların kanını emiyor! Zengin ülkeler, ucuz emek için kör gözle bakıyor, hatta teşvik ediyor; fakir ülkeler, yoksulluk cehenneminde çırpınıyor, çocuklarını kurban veriyor. Çocuk işçiliği, göçle iç içe geçmiş bir zehir: Aileler savaşlardan, iklim felaketlerinden kaçarken, çocuklar trafikerlerin kanlı pençesine düşüyor, parçalanıyor. Tarım sektörü, çocuk işçiliğinin %70'ini barındırıyor; en küçük çocuklar, 5-11 yaş arası masumlar, en çok risk altında – en çok ezilen, en çok yok edilen! Bu barbarlık, sadece ekonomik bir felaket değil; ahlaki bir çöküş, bir insanlık katliamıdır. Eşref-i mahlukat bilinciyle bakarsak, her çocuk, Allah'ın kutsal emanetidir. Onları sömürmek, emanete ihanet etmek, cehennemlik bir suçtur! Kur'an-ı Kerim'de "Çocuklarınızı öldürmeyin" buyruğu, bugün çocuk işçiliğini de kapsar; çünkü bu sömürü, yavaş bir cinayet, acımasız bir katliamdır.
2025'te yayınlanan ILO-UNICEF raporu, sözde ilerlemeyi gösteriyor: Son yıllarda çocuk işçiliği azaldı, ama hala 138 milyon çocuk bu cehennemde yanıyor. Pandemi, savaşlar, iklim değişikliği bu sayıyı katladı – ve biz seyrediyoruz! Marakeş Konferansı, bu lanetli trende karşı bir dönüm noktası olmalı – yoksa bir rezalet olarak hatırlanacak. Hükümetlere haykırıyorum: Kaynak ayırın, yoksa hesap vereceksiniz! Eğitim sistemlerini demir gibi güçlendirin, sosyal korumayı evrenselleştirin – yoksa lanet olsun size! İşverenlere: Ucuz emeğe göz dikmeyin, alçaklar; adil ücret verin, çocukları uzak tutun – yoksa boykot edilecek, yok edileceksiniz! Sivil topluma: Sesinizi yükseltin, eyleme geçin – yoksa suskunluğunuzla suç ortağı olursunuz! Özel sektöre: Tedarik zincirlerinizi temizleyin; çocuk emeğiyle kirlenmiş ürün satmayın – yoksa ifşa olup batacaksınız!
Ey Türkiye! Sen de bu vahşetin parçası olma! Ülkemizde, mevsimlik tarım işçileri, sokak çocukları hala bir gerçek – bir utanç, bir lanet! Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın çabaları var, ama yetersiz, sahte! Eşref-i mahlukat bilinciyle, Osmanlı'dan miras kalan vicdanımızla, çocuklarımızı koruyalım – korumazsak, kahrolsun milletimiz! Her camide, her okulda, her fabrikada bu çağrı gök gürültüsü gibi patlasın: Çocuk işçiliğine son – yoksa cezasını çekeceksiniz!
Bu konferans, bir umut ışığı olabilir – ama umut, ateş gibi eylemle beslenir. Eşref-i mahlukat olarak, çocukların geleceğini korumak bizim kutsal, demir yumruklu vazifemiz. Eğer bugün susarsak, yarın lanetleniriz, cehenneme sürükleniriz. Haykıralım, isyan edelim: Çocuklar özgür olsun, çocukluklarını yaşasın – yoksa bu vahşetin mimarları yok olsun! Marakeş'ten yükselen bu çağrı, dünyanın her köşesine ulaşsın, yangın gibi yaysın. Çünkü her çocuk, bir mucizedir ve biz, o mucizeyi korumakla yükümlüyüz – korumazsak, insanlık tarihinin en büyük katilleri oluruz!

Yorumlar
Kalan Karakter: