Bugün aynı evdeyiz.
Ama çoğu zaman aynı sofrada değiliz.
Birimiz salonda, birimiz odada, birimiz ekranda…
Yemek aynı saatte pişiyor belki ama aynı vakitte yenmiyor.
Tabaklar ayrı, saatler ayrı, dikkatler ayrı.
Ve fark etmeden şunu kaybettik:
Birlikte olmanın en sade hâlini.
Sofra Eskiden Neyi Bir Araya Getirirdi?
Anadolu’da sofra, sadece yemek için kurulmazdı.
Sofra; günün muhasebesiydi.
Kim ne yaşamış, kim neye üzülmüş, kim neye sevinmiş…
Bunlar uzun cümlelerle değil, kısa bakışlarla anlaşılırdı.
Sofra başında herkes aynı hizadaydı.
Anne, baba, çocuk…
Kimse daha yüksekte, kimse daha aşağıda değildi.
Bu yüzden sofra, evin en demokratik yeriydi.
Yemek, konuşmayı kolaylaştırırdı.
Suskun olan açılır, kırgın olan yumuşardı.
Çünkü birlikte yenilen yemek, insanı yalnızlıktan çıkarırdı.
Bugün Ne Oldu?
Bugün evler büyüdü ama sofralar küçüldü.
Mutfak hâlâ var ama ritüel yok.
Yemek var ama zaman yok.
İnsanlar var ama birliktelik eksik.
Herkes aynı çatı altında yaşıyor ama herkes kendi saatinde acıkıyor.
Birinin toplantısı bitmiyor, birinin dizisi başlıyor, birinin telefonu susmuyor.
Sonra gün bitiyor ve fark ediyoruz:
O gün birbirimizi neredeyse hiç görmemişiz.
Aynı evde yaşamak, artık birlikte yaşamak anlamına gelmiyor.
Yemek Neden Bir Arada Yenirdi?
Çünkü eskiler şunu çok iyi bilirdi:
İnsan en çok yalnızken yorulur.
Birlikte yemek yemek, sadece paylaşmak değil;
görülmekti.
Duyulmaktı.
Bir masanın etrafında var olduğunu hissetmekti.
Bu yüzden sofraya gelmeyen çocuk merak edilirdi.
Geciken baba beklenirdi.
Kim eksikse, sofra eksik sayılırdı.
Bugün ise eksik olan insan değil, alışkanlık.
Ekranlar Sofraya Ne Zaman Oturdu?
Bir zamanlar sofraya otururken televizyon kapatılırdı.
Şimdi sofraya oturmadan önce telefon açılıyor.
Aynı masadayız ama farklı dünyalardayız.
Aynı yemeği yiyoruz ama aynı hikâyeyi paylaşmıyoruz.
Bu yüzden tokuz ama birbirimize uzak kalıyoruz.
Modern hayat bize hız kazandırdı ama
bir arada olma yeteneğimizi zayıflattı.
Belki de Mesele Yemek Değil
Belki de mesele ne yediğimiz değil;
kiminle, ne zaman ve nasıl yediğimizdir.
Bir evde sofra kuruluyorsa,
o evde hâlâ umut vardır.
Birlikte oturabiliyorsak,
henüz kopmamışız demektir.
Son Söz
Aynı evde olmak, birlikte yaşamak için yetmiyor artık.
Birlikte yaşamak, birlikte oturmayı gerektiriyor.
Bir sofranın etrafında, bir süreliğine de olsa,
ekranlardan, aceleden ve yalnızlıktan uzaklaşmayı…
Belki de bugün yeniden öğrenmemiz gereken en basit şey şudur:
Birlikte yemek yemek, hâlâ bir ihtiyaçtır.
Aynı evdeyiz ama aynı sofrada değiliz
Eskiden bir evin akşamı, sofrayla başlardı. Günün yorgunluğu kapının dışında bırakılır, mutfaktan gelen kokuyla birlikte evin içi toparlanırdı. Herkes bilirdi: Birazdan aynı yere oturulacak, aynı tencereye uzanılacak, aynı sessizlikte dinlenilecekti.
Yayınlanma :
24.01.2026 16:28
Güncelleme
: 24.01.2026 16:28
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.

Yorumlar
Kalan Karakter: