Anadolu’da sofra kurmak, karnı doyurmaktan önce insanı yerine çağırmak anlamına gelirdi.
Bu yüzden sofraya gelişigüzel oturulmazdı.
Eller yıkanır, yüz toparlanır, ses alçaltılırdı.
Sofra, evin en saygıdeğer yeriydi çünkü orası yalnızca yemek yenilen yer değil; göreneğin yaşadığı alandı.
Bir evde sofra kurulması, “hazırız” demekti.
Misafire, hayata, söze…
Eski Adetlerde Sofranın Dili
Anadolu’da sofra yere kurulurdu çoğu zaman.
Yüksekten bakılmasın diye.
Herkes aynı hizaya gelsin diye.
Büyüklük, yükseklikle değil; paylaştırmayla ölçülsün diye.
Sofranın başı olmazdı.
En yaşlı nereye oturursa orası baş sayılırdı.
Ama kimse “ben baştayım” demezdi.
Çünkü sofrada hiyerarşi değil, hürmet vardı.
Yemek başlamadan önce “Buyurun” denirdi.
Bu kelime bir davetti ama aynı zamanda bir tembihti:
Acelemiz yok.
Herkes buradayken başlıyoruz.
Sofrada tabağa çok alınmazdı.
İsraf ayıp sayılırdı.
Artan yemek saklanır, ertesi gün değerlendirilirdi.
Çünkü sofra, bereketle sınanmaz; ölçüyle korunurdu.
Sofra Neyi Onarırdı?
Sofra, yalnızca açlığı gidermezdi.
Kırgınlıkları yumuşatırdı.
Sessiz geçen bir günün ardından konuşmayı öğretirdi.
Bir evde kavga varsa, önce sofra kurulur; sonra konuşulurdu.
Çünkü eskiler bilirdi:
Aç insan doğru konuşamaz.
Ama doymuş insan da her zaman huzurlu değildir.
Sofra, bu ikisinin arasındaki dengeyi kurardı.
Bir tas çorba, bazen bir özürden daha etkiliydi.
Bir parça ekmek, uzun cümlelerden daha ikna ediciydi.
Çünkü sofra, sözden önce niyeti gösterirdi.
Bugün Ne Oldu?
Bugün sofralar dağıldı.
Yemekler tek kişilik oldu.
Zamanlar bölündü.
Herkes kendi saatinde, kendi ekranının karşısında yiyor.
Yemek artık bir ihtiyaçtan çok bir tüketim faaliyeti gibi görülüyor.
Ne kadar hızlı yediğimiz, ne kadar az vakit ayırdığımız konuşuluyor.
Ama şunu unuttuk:
Sofra hızlanınca, insan yavaş yavaş kaybolur.
Eskiden sofraya oturmak bir durma hâliydi.
Bugün yemek, ayakta geçiştirilen bir araya dönüştü.
Bu yüzden tokuz ama huzursuzuz.
Sofra Bir Kültür Taşıyıcısıdır
Sofra; adabı, sabrı, paylaşmayı öğretirdi.
Çocuğa ilk görgü sofra başında kazandırılırdı.
Büyüğe saygı, küçüğe merhamet orada görünürdü.
Sofra kalktığında herkes aynı hâlde kalkmazdı.
Ama herkes biraz yumuşamış olurdu.
İşte bu yüzden sofra kurmak bir lüks değil, bir ihtiyaçtı.
Bir toplumun kendini ayakta tutma biçimiydi.
Son Söz
Bugün yeniden sofra kurmaya ihtiyacımız var.
Daha az yemek için değil;
daha çok hatırlamak için.
Çünkü sofra, sadece tabakların dizildiği yer değildir.
Sofra, insanın insana dokunabildiği son alanlardan biridir.
Ve bazı ihtiyaçlar, alışverişle değil;
birlikte oturmakla giderilir.
“Sofra kurmak, karın doyurmaktan önce insanı onarmaktır.”

Yorumlar
Kalan Karakter: